Ana sayfa Destinasyonlar Budapeşte Gezi Rehberi (Ucuza Tatil Yapma Tüyoları)

Budapeşte Gezi Rehberi (Ucuza Tatil Yapma Tüyoları)

6633
2

İlk defa bir Porsche Test sürüşü ile gelip sonrasında bağımlısı olduğum Macaristan‘ın başkenti Budapeşte‘nin sokaklarını yıllar içinde birçok defa aşındırdım. Arkadaşlarım yine mi Budapeşte’ye gidiyorsun demeye başladılar bana. Ben sokaklarını ezberlerken, benimle birlikte her gelen arkadaşım da bu şehre aşık oldu. Yıllar içinde edindiğim deneyimleri Budapeşte gezi rehberi içerisinde detaylı şekilde toplamaya çalıştım.

Budapeşte’de gezilecek yerler, Budapeşte’de nerede ne yenir ne içilir, Budapeşte gece hayatı, Budapeşte tüyoları gibi birçok gerekli bilgiyi bu yazıda bir arada toplamaya çalıştım. Açıkçası sadece bir yazı okuyup Macaristan’ın başkentine gideyim diyenler için armut piş ağzıma düş bir yazı oldu. Benden yazması sizden okuması 🙂

instagram hesabımı takip edin –> @cokgezenadam

İkinin Hikayesi

Budapeşte’yi anlatırken belki de en çok kullanılan rakam 2’dir. Öncelikle Budapeşte, Tuna’nın ayırdığı Buda ve Peşte adlı 2 bölümden oluşur. Peşte tarafı düz bir ova iken Buda tarafı daha çok tepelik bir bölgedir. Budapeşte 2 bin yıllık bir tarihe sahip. Ayrıca şehrin nüfusu da 2 milyon. Şehirdeki birçok tarihi yapı ise 19. yy’a ait yani 200 yıllık.

Budapeşte Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Budapeşte’de Saat Kaç?

Budapeşte’nin saati Türkiye’den bir saat geride. Türkiye’de saat 12 iken Budapeşte’de saat 10 oluyor.

Budapeşte’ye Vize Gerekiyor mu?

Budapeşte’ye gitmek için Schengen vizenizin olması gerekiyor.

Macaristan Para Birimi

Her ne kadar Macaristan Schengen’e üye olsa da Euro kullanmıyor. Ülkenin para birimi Forint (HUF=HUngarian Forint). Ama kafanızın belki de en az karışacağı para birimi bu. Paradan iki sıfır atınca TL oluyor. 100 HUF=1 TL Havalimanında döviz bürolarının kurları pek iyi değil. Şehrin turistik yerlerinde de alış fiyatları ile satış fiyatları arasındaki makas bizi gerçekten çok şaşırttı. Özellikle de Vaci Caddesi’ndeki döviz büralarının marjları. Bizim şehirde alış satış fiyatları açısından bulduğumuz en düşük makasa sahip döviz bürosu meşhur New York Cafe’nin karşısında yer alan döviz bürosu idi.

Budapeşte Ne Zaman Gezilir?

Açıkçası Budapeşte’ye kışın gitmiş biri olarak çok sevdim. Her mevsim gidilebilir. Ancak kışın çok soğuk olduğunun altını çizmemde fayda var. Kışın en kötü zaman. Gerçekten çok soğuk. Asker ve İsveç’ten sonra içlikle dolaştığım ilk yer. Gezi boyunca “bu sene de Macar iyi soğuk yaptı diye diye gezdik”. Açıkçası kış dışındaki tüm mevsimler daha ideal olacaktır. Ben açıkçası bir dahaki sefere bahar aylarını tercih edebilirim.

Budapeşte Hava Durumu

Budapeşte’ye gitmeden önce hava durumunu bu linkten kontrol edebilirsiniz

Budapeşte’nin Adı Nereden Geliyor?

Budapeşte Macaristan’ın başkenti. Tuna Nehri’nin ikiye böldüğü şehrin bir tarafına Buda diğer tarafına Peşte deniyor.

Buda adını Hun İmparatoru Atilla’nın kardeşi Bleda’dan (Buda)alıyor. Peşte ise ocak anlamına geliyor.

Budapeşte Hakkında Genel Bilgiler

Buda daha dağlık tepelik bir bölge. Burada yaşayanlar daha ekonomik refahı yüksek olanlarmış. Otel konaklaması için ben daha düz olan Peşte bölümünü öneririm. Çoğu hareketli sokaklar ve gezilecek yerler bu tarafta yer alıyor. Buda ve Peşte’yi Tuna boyunca 8 köprü birleştiriyor. Bunların en meşhuru Zincirli Köprü (Szechny Lancid). Bu köprülerin hepsi 1. dünya ve 2. dünya savaşları sırasında tahribata uğramış ve yıkılmış. Sonrasında hepsi yeniden eski şeklinde yapılmış. Bir istisna hariç. O da Elisabeth (Erzebet) Köprüsü. Bu köprü modern olarak tasarlanmış. İşin ilginç yanı köprü yapılırken karşısındaki Erzebet Kilisesi ile çakışmaması için kilise tekerlekli bir mekanizma ile kaydırılmış. Açıkçası ben de rehberin yalancısıyım.

Buda’nın adından da anlayacağınız üzere Macarlar aynı bizim gibi Orta Asya’da Avrupa’ya gelmişler. Onların da Türk kökenli olduğu çokça söylenir. Nitekim Hunların devamı oldukları için İngilizcede onlara “Hungary” deniyor ancak onlar kendilerine Magyar (Macar) diyor. Açıkçası Türk kökenli olmaları doğru da olabilir. Ancak emin olun onlar Avrupa’ya baya uyum sağlamışlar. 10 milyon nüfuslu ülkenin 12 adet Nobel ödülü bulunuyor. Ülkeye dair anlatılan birçok bilgi de hep Macar sanatı ve sanatçılar üzerine.

Ülke 150 yıl boyunca Osmanlı hakimiyetinde kalmış. Ancak Osmanlı’ya dair neredeyse tüm yapıları yıkmışlar. Bir tek bir hamama denk geldik Buda tarafında. Onu da ziyaret edebilmeye vaktimiz olmadı. Yine Buda tarafında bir cami de kiliseye dönüştürülmüş. Ülkede bir Türkler bir de Komünistler sevilmiyor. Yani tarihsel olarak sevmiyorlar yoksa gelip sen Türksün defol deyip sizi taşlamıyorlar. Ama tarihlerindeki en önemli kişiler ya Türklere ya da Komünizme karşı savaşmış kişiler.

Ülkenin en önemli kişileri demişken iki kişiye ayrı yer ayırmak lazım. Bunlardan ilki

Kral Mattias

Daha 14 yaşında iken 1458’de Macaristan’ın başına geçen ve 1490’a kadar ülkeyi yöneten Mattias zamanında Macaristan altın çağlarından birini yaşar. Onun döneminde Macaristan Avrupa’da İtalyan Rönesansı’nı ilk benimseyen ülkelerden biri olur. Birçok yapı onun zamanında yapılır. Osmanlı’ya karşı ciddi mücadeleler verir. Hatta bu konuda başarısız olduğunu düşündüğü Vlad Tepes nam-ı değer Kont Drakula’yı Buda Kalesi labirentlerinde tutsak tutarak cezalandırır. Budapeşte’yi gezerken onun ve annesi Elizabeth’in (Erzebet) isimlerini sıkça duyuyorsunuz. Nitekim Buda Kale Tepesi’nde Mattias’ın 2 defa evlendiği kiliseye de bugün Mattias Kilisesi deniyor. Gerçekten de şehrin en güzel yapılarından biri burası. Ben de Budapeşte’de evlenecek olsam burada evlenmek isterdim 🙂

Szent İstvan (Aziz Stephan)

1000 ile 1038 yılları arasında Macaristan Kralı olan Aziz Stephan ya da I. Stephan’ın bugün de hala bu denli önemli olmasının nedeni ülkenin Hıristiyanlığı kabul etmesini sağlayan kral olması gösterilebilir. Stephan’dan önceki krallar Pagan inanışına sahiplermiş. Stephan’ın da Hıristiyan olmadan önceki adı Vayk imiş. Ancak vaftiz sonrası Stephan adını almış. Nitekim şehrin en görkemli kilisesinin adı Szent İstvan Bazilikası adını ondan alıyor. Ayrıca şehirde bu bazilikadan daha yüksek bir yapı inşa etmek de yasak.

Bunlara ben bir de 3. kişi eklemek istiyorum:

Ferenc Puşkaş

Macaristan’ın dünya futbolunu kasıp kavurduğu dönemlerde Macaristan’ın ve dünyanın en iyi oyuncularından biri olan Ferenc Puşkaş bugün de hala dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcuları arasında gösterilir. Öyle ki, FIFA her yıl, yılın en güzel golünü atan futbolcuya “Puşkaş Ödülü” verir. Futbolu bıraktıktan sonra bir gazeteciye verdiği demeç ise bugün hala akıllarda: “Az para az futbol, çok para çok futbol” yani anladığınız o da “Ne kadar ekmek o kadar köfte” demiş 🙂

Bu kadar tarih ve bilgi yeter diyorsanız gelelim şehir hakkındaki pratik bilgilere…

İstanbul’dan Budapeşte’ye Nasıl Gidilir?

Benim bulduğum direk uçan alternatifler şöyle:

1) Pegasus Havayolları

İstanbul’dan Budapeşte’ye her gün uçuşu yok. 2 günden bir uçuş gerçekleştiriyor. Salı, perşembe, cumartesi günleri Budapeşte’ye uçuyor. Manuel olarak aradığımda da fiyatı en uygun şekilde 269 TL’ye geldi. Üstelik gidiş uçağında sadece el bagajı almak şartı ile.

2) THY

İstanbul’dan Budapeşte’ye THY’nin günde 3 uçuşu var: Sabah 7:20, öğlen 11:50 ve akşam 18:25. Biz hem sabah uykumuzu iyi alalım hem de günden yeterince faydalanabilelim diye 11:50 uçağını tercih ettik. 7:20 uçağı ile uçsak elimizde bavulla otelin chek’in saatini beklememiz de gerekecekti. Oysa bu şekilde vardığımızda otele direk gidip bavulları teslim edip gezmeye başlayabilecektik. THY’nin İstanbul-Budapeşte gidiş dönüş uçak biletlerini yaklaşık 328 TL’ye bulabiliyorsunuz.

Açıkçası Florya’dan Sabiha Gökçen’e gitmek benim için pek de çekici olmuyor. Ayrıca THY Elite Plus üyesi olduğum için hem lounge hizmetleri hem de pasaportlarda hızlı geçiş gibi avantajlarına sahibim. Bunlar da havalimanında geçen zamanda size ciddi konfor sağlıyor. Bu konfor için de ekstra bir bedel ödemeyi tercih ediyordum. Ama son uçuşumda Pegasus Havayolları’ndan 230 TL gibi fiyata bilet bulunca o eziyete de katlandım açıkçası. (2017 Mayıs ayındaki Budapeşte seyahatimde)

Hal böyle olunca THY’nin 11:50 uçuşu için 31 Aralık günü sabah 9’da evden çıktım. 9 buçuk gibi havalimanında check inlerimizi yapıp Ahmet ile CIP Lounge’a yöneldik. 31 Aralık günü yaşanan kar yağışı nedeniyle planlarımız ciddi şekilde değişmek durumunda kaldı. O gün 2 saati uçak dışında yaklaşık 8 buçuk saati de uçak içinde rötar yaşayınca bizim Budapeşte’ye varışımız gece 12’yi geçti. Bu maceralı uçuşun detaylarını “THY ile 10 Saatlik Rötarın Hikayesi: Yılbaşına Uçakta Girmek” yazımda bulabilirsiniz.

THY ile 10 Saatlik Rötarın Hikayesi: Yılbaşına Uçakta Girmek

Orayı hızla geçiyorum. Sadece ilk başta bizim için rüya olan uçakta yılbaşına girmek gerçek oldu. Türkiye saati ile yılbaşına THY İstanbul Budapeşte uçağında, Macaristan saati ile de Budapeşte’de bir takside girdik. Anlaşılan bu sene ciddi seyahat edeceğim 🙂

Budapeşte Havalimanı’ndan Budapeşte’ye Nasıl Gidilir?

Havalimanına vardıktan sonra en büyük gündem şehre ulaşım oluyor. Aslında burada birçok alternatif söz konusu:

1) Taksi : 8000 HUF (Yani Yaklaşık 80 TL)

Biz gece çok geç olduğu için taksi kullanmak zorunda kaldık. Ama uçakta tanıştığımız 2 arkadaşla taksiyi paylaşınca kişi başı 20 TL’ye geldi. Taksiler konusunda Macaristan’da değişik bir yöntem söz konusu. Havalimanı çıkışında taksilerin yanında bir taksi büfesi var. Buraya gidip gideceğiniz adresi söylüyorsunuz onlar da size kaç para tuttuğunu yazan bir fiş veriyor. Bu fişi taksiciye veriyorsunuz. Taksici bu fişte yazan adrese sizi götürüyor ve üstünde yazan parayı sizden alıyor. Böylece bu taksici acaba beni çok mu dolaştırdı, dolandırdı mı korkunuz olmuyor. Taksi sizi şehir merkezine yaklaşık 20-25 dakikada ulaştırıyor. Tabi biz gece yarısı gittik. Gündüz vakti trafikte ne kadar sürüyor test etme şansımız olmadı.

2) Uber: 4000 HUF (Yaklaşık 40 TL)

Taksi öncesinde bizim planımız Uber ile otele ulaşmaktı. Bilmeyenler için Uber (https://www.uber.com/tr/) bir sosyal araç paylaşım uygulaması. Aracı olanlar bu sisteme kaydoluyor ve siz bir araç ihtiyacınız olduğunda çağrı yaptığınızda bu kişi yakında ve müsaitse size bir nevi taksi hizmeti sunuyor. Son yılların bu popüler uygulaması birçok şehirde taksicileri oldukça kızdırıyor. Cep telefonunuza indireceğiniz uygulama ile bir yolculuğun yaklaşık ne kadar tutacağını öngörebiliyorsunuz. Bu uygulamayı yükleyebilmeniz için kredi kartınızı girmeniz gerekiyor. Dünya çağında değeri 50 Milyar dolar olarak belirlenmiş baya büyük bir şirket. Yani korkmanıza gerek yok.

Tabi bu uygulama üzerinden araç çağırabilmeniz için internete ihtiyacınız var. Budapeşte Havalimanı bu açıdan çok iyi. Ücretsiz kablosuz internet ağı mevcut. Biz bu sayede Uber’den taksi çağırdık ama kısa sürede cevap alamayınca taksiye bindik. Budapeşte merkeze yaklaşırken bir Uber Taksisi beni arayıp havalimanına geldiğini söyledi ama artık çok geçti.

3) Toplu Taşıma 520 HUF (Yaklaşık 6,5 TL)

Eğer uçağımız bu denli rötar yapmasa niyetimiz toplu taşıma ile şehre ulaşmaktı. O dönüşe kısmetmiş. Budapeşte’ye havalimanından toplu taşıma ile gitmek kesinlikle çocuk oyuncağı. Havalimanındaki büfeden tanesi 350 HUF olan biletlerden 2 adet alınca 520 HUF’a geliyor. Bunlardan biri otobüs bir diğeri de sonrasında bineceğiniz metro için. Bu biletler bizim eski IETT otobüsü biletlerine benziyor. Kağıt biletleri otobüse ve metroya bindiğinizde işletmeniz gerekiyor.

Havalimanından çıkar çıkmaz kapının karşısında sizi 200E numaralı bir otobüs bekliyor olacak. O beklemezse siz bekleyin 7-8 dk’da bir geliyor. Yaklaşık 20-25 dk sonra Kobanya Kispet durağına ulaşıyorsunuz. Bu durağı kaçırma şansınız yok çünkü otobüsün son durağı. Buradan hemen yanı başınızda yer alan metroya biniyorsunuz. Şehirde 5 ana metro hattı var. Burası 3 nolu metronun son durağı. Buradan otelinize uygun durağı belirleyip inebilirsiniz. Deak Ferenc ter durağı şehrin Taksim Meydanı olarak adlandırdığımız Vörösmarty Meydanı’nın çok yakınına çıkıyor. Bu meydandan başlayan bizim istiklal Caddesi’ne benzettiğimiz Vaci Caddesi (Macarcası Vaci Utca) Central Market Hall denen (Macarcası: Központi Vasarcsarnok) pazar yerine kadar uzanıyor.

Deak Ferenc ter durağı 1-2 ve 3 nolu metroların da kesişme noktası. Bizim otelimiz 2 nolu hatta yer alan Astoria durağına yakındı. Bu yüzden 2 nolu hattan 1 durak seyahat edip Deak Ferenc ter’e ulaştık. Bu arada metroda aktarmalarda para almıyorlar. Ayrıca metrodaki güvenlik görevlileri de bilet satıyor ve fiyat yine 350 HUF. Aldığınız biletleri işletmeyi unutmayın.

Budapeşte Metro Haritası

Budapeşte’de Konaklama

Birçok arkadaştan çeşitli konaklama tavsiyeleri aldım ama benim tercihim Szinkron Hotel oldu. Açıkçası 2 erkek önem verdiğimiz şey bize ait bir banyo ve oda ve minimum seviyede hijyendi. Zaten odada çok vakit geçirmeyi planlamıyorduk. O yüzden pek de lüks bir yere ihtiyacımız yoktu. Fiyat önemli bir kriterdi bizim için. Ayrıca şehir merkezinde olması gerekiyordu. Odaya dönmemiz gerektiğinde vasıta bulmakla uğraşmayı pek istemiyorduk. Tüm bu kriterler ışığında Budapeşte’ açığını (yazılımcıların tabiri ile bug’ını) Booking.com’da buldum. Geceliği 30 Euro’ya 3 gece konaklamaya 2 kişi 90 Euro verdik. Yani geceliği kişi başına 15 Euro’ya geldi. Hem de yılbaşı döneminde. Açıkçası benim otel baktığım dönemde bu fiyata Budapeşte’de 6-8 yataklı hostel bulmak bile zordu. Şimdi bu hotel Booking’de yer almıyor. O yüzden eylül ayında ise geceliği 10 Euro’ya bir hostelde kaldım. Önünden geçtiğimde adının değişmiş olduğunu görmüştüm.

Açıkçası otele gittiğimizde pek de büyük bir beklentim yoktu ama benim beklentilerimin üstünde çıktı. Burası adı otel olarak da geçse aslında 5 odadan oluşan bir nevi hostel. Ama odalar otel odası gibi, resepsiyon yok. Odalar birçok otel odasından da büyük. havlu terlik ve şampuan da var. Ama şampuanlar biraz dandik. Bence yanınıza ufak boy bir şampuan ve duş jeli alın. Sadece saat 14:00-20:00 arası check in yapabiliyorsunuz. Aslında bu saatlerde ilgili kişiyi arıyorsunuz o da size odanızın ve binanın dış kapısının anahtarlarını veriyor. Hatta bu yüzden as kalsın uçağımızın rötarı nedeniyle ilk gece otel aramak zorunda kalacaktık. Bunu da ayrı bir yazıda size anlatacağım.

Otelin bence en önemli yanı konumu. Şehrin en önemli eğlence mekanlarına 200 metre, New York Cafe’ye 450 metre mesafede. En uzak yere yarım saat yürüyorsunuz. Bir nevi bence şehrin kalbi bu otel 🙂 Açıkçası yine gidince yine bu otelde kalmayı denerim. Açıkçası bu kadar merkezi bir otelde nasıl bu kadar ucuza kaldık şaşırdık. Acaba semt mi sakat dedik, bir baktık ki 100 metre ilerimizde Intercontinental Otel var. Onlar açıyorsa bir sıkıntı olmasa gerek.

Sonraki seyahatlerimde daha farklı yerlerde kaldım. Son kaldığım Avenue Hostel aralarında en iyi olandı.

Budapeşte’de Yapılması Gerekenler

Free Walking Tour (Bedava Yürüyüş Turu)

Budapeşte’ye tatile gidenlere önerim muhakkak Free Walking Tour (Bedava Yürüyüş Turu)’na katılın olur. Lokal bir rehber size 3 saat boyunca şehrin önemli yerlerini gezdiriyor. Turun bitiminde de siz ona bahşiş veriyorsunuz. Açıkçası bu tur sayesinde hem şehrin tarihi yerlerini daha efektif gezebilir hem de yeni insanlarla tanışabilirsiniz. Üstelik gezdiğiniz yerlerin de tarihini de birinin anlatıyor olması bakmakla görmek arasındaki farkı yaşamanızı sağlıyor. Mehmet Akif’in “Baktığın yerleri toprak deyip geçme tanı…” mısrasında dediği gibi sizde baktığınız yapıları tanıma fırsatı buluyorsunuz.

Bu tura katılmak için 10:30 ya da 14:30’da Vörösmarty Meydanı‘nında olmanız gerekiyor. Burada kalabalığı görüp siz de yanlarına kaynaşabilirsiniz. Daha detaylı bilgiyi Free Walking Tour’un sitesinden bulabilirsiniz. (http://www.triptobudapest.hu/v2/) Bu siteyi kontrol etmenizde fayda var. Çünkü bazı günler tur yapılmayabiliyor. Mesela bizim tura katılmaya çalıştığımız 1 Ocak’ta bu tur yapılmıyordu. Ayrıca daha farklı ücretsiz tur önerileri de mevcut.

Hop on Hop Off Tour

Budapeşte’ye çok kısa bir süre için geldiyseniz, ya da bizim gibi çok soğuklarda geldiyseniz Hop on Hop off Tour satın almanızda fayda var. Nedir bu Hop on Hop off tur diyenler olabilir. Şehir içinde 2 ayrı rotada sizi gezdiren otobüsler var. Bu otobüsler genelde birçok şehirde mevcut İstanbul’da da 2 katlı kırmızı turist otobüsleri görmüşsünüzdür.

Budapeşte’de bu otobüslerle şehrin tüm turistik cazibe merkezlerini Türkçe de dahil birçok dilde dinleyerek gezme imkanınız var. Bu otobüslerle ister tüm turu otobüsten inmeden gerçekleştirir ve ne nerede, nereyi sonra geleyim gezeyim şeklinde bir tur atabilir ya da her durakta iner yarım saat gezdikten sonra yarım saat sonra gelen otobüse atlayıp bir sonraki durağa da ücret ödemeden binebilirsiniz. Ayrıca bu 2 turun dışında bir de Tuna’da tekne ile şehir turu da dahil. Bu tur satan birkaç farklı şirket var. Bazı turlar çeşitli mekanlarda size indirim hatta ücretsiz bir içki gibi avantajlar da sunuyor. Bunları karşılaştırıp ona göre şirketi seçin.

Bu turların fiyatı 6000 HUF (yani 60 TL) ama bizim gibi bir gün önceden alırsanız 5500 HUF oluyor. Ayrıca bu turlarda alınan biletler iki gün boyunca geçerli oluyor.

Offline Navigasyon İndirin

Açıkçası şehrin haritasını edindikten sonra yürüyerek gezmek çok kolay. Ancak cep telefonuna yüklü bir navigasyon olayı oldukça kolaylaştırıyor. Googlemaps bu konuda iyi bir çözüm ancak yurtdışında internet paketiniz yoksa yaya yönlendirmesi yapmıyor. Bu konuda size önerim Nokia’nın Here uygulaması. Tüm android cihazlarda indirilebiliyor. Cihaza Macaristan haritasını indirdikten sonra sizi sesli olarak offline da olsanız yaya olarak yönlendiriyor. Bu uygulamanın ücretsiz olduğunun da altını çizmek isterim. Şehrin turist haritalarını da hop on hop off satan çocuklardan ücretsiz edinebilirsiniz.

Budapeşte’de Gezilecek Yerler

Budapeşte’de gezilecek yerlerin birçoğu şehrin Peşte tarafında ama Buda’da da hatırı sayılır önemli yerler var tabi. Budapeşte’de gezilecek yerleri daha organize gezebilmeniz için benim önerim Hop on Hop Off Turu satan herhangi bir yerden şehir haritası alın. Onların haritalarında otobüslerin güzergahları da oluyor. Biri sarı biri de kırmızı iki rota var. Bu rotalar üzerinde gezmeniz gereken yapıların hepsini görüyorsunuz. Bunlara yürüyerek de gidebileceğiniz gibi otobüs, metro gibi alternatifleriniz de mevcut.

Özellikle bilmeniz gereken bazı cadde ve sokaklar mevcut. Bu cadde ve sokakları bildiğinizde zaten birçok yapı da bunların yakınında yer alıyor. Bunlar: Andrassy Utca, Vaci Utca ve 7. bölgede yer alan Kazinczy Utca, Dobi Utca

Andrassy Caddesi (Andrassy Utca):Hem Alışveriş Hem de Tarihi Gezi

Andrassy Caddesi’ni Budapeşte’nin Champs Elysée’si ya da Bağdat Caddesi diye tanımlasak teşbihte hata olmaz sanırım. Bu cadde meşhur St. İstvan Bazilikası’nın 200 metre ilerisindeki ışıklarda başlıyor ve meşhur Kahramanlar Meydanı’na kadar yaklaşık 4 km boyunca sürüyor. Burada birçok tarihi eserin yanında, lüks markaların satıldığı mağazalar, güzel restaurantlar, eğlence mekanları ve büyükelçilikler de yer alıyor. Burada ilk olarak geziye Szent Istvan Bazilikası gezilerek başlanabilir. Her ne kadar bu yol üstünde olmasa da caddenin başlangıcına sadece 200 metre mesafede yer alıyor. Bazilikanın ziyaretinden sonra Andrassy Caddesi’ndeki yerler sıra ile gezilebilir.

Aziz Stefan (Szent Istvan) Bazilikası

Yapımı 55 yıl gibi uzun bir süre süren bazilikanın tamamlanması 1905 yılını bulmuş. Bazilikanın mimarı ise ünlü Macar Mimar Miklos Ybl. Kendisi bir nevi Budapeşte’nin Mimar Sinan’ı. Şehrin birçok önemli yapısında onun imzası var. Bugün Macaristan’ın en çok ziyaret edilen yapılarından biri. Ülkenin de 3. büyük bazilikası. Budapeşte’nin ise en büyüğü. Macaristan’a Hıristiyanlığı getiren Kral olarak ülkenin en önemli figürü I. Stefan. St Istvan Bazilikası da ismini I. Stefan’dan alıyor. Aslında yapımı sırasında adını Avusturya’nın en önemli azizi olan Aziz Leopold’dan alması öngörülmüş. Ancak sonrasında bazilikaya Aziz Stefan’ın adı verilmiş.

Açıkçası şehrin en güzel yapılarından biri olan bu bazilikanın önünce de çok güzel bir pazar alanı mevcut. Burada yerel yemekler ve eşyalar da satın alabiliyorsunuz. Hem pazarı hem de bazilikanın içini gezdik. Bazilikayı ziyaret paralı. 200 HUF (2TL) ödemeniz bekleniyor. Ayrıca üst katına çıkmak için de ayrı bir ücret ödüyorsunuz.

Dipnot bilgi olarak bu bazilika aynı zamanda birçok müzikal performansa da ev sahipliği yapıyor.

Ziyaret Saatleri
Pazartesi-Cumartesi: 9:00-18:00
Pazar: 7:30 -18:00

Opera Binası

Andrassy Caddesi’nde meşhur Callas Cafe Restaurant’ın hemen yanında yer alan Budapeşte Opera Binası. Bu yapı da yine Miklos Ybl imzası taşıyor. 1875 yılında inşaatına başlanan Opera kapılarını 27 Eylül 1884’te ziyaretçilerine açıyor. O dönem Budapeşte’nin en büyük ikinci operası iken bugün en büyüğü konumunda.

Bizim içini gezmeye ya da içeride bir performansa katılmaya zamanımız olmadı. Ama isteyenler için biletler bu linkten temin edilebilir. LINK

Terör Müzesi (Terror Haza)

Opera Binası’ndan yaklaşık 5 dk’lık bir yürüme mesafesinde meşhur Octogan Meydanı’na geldiğinizde yolunuza düz devam ederseniz 2 dakikalık yolda sizi Terör Müzesi bekliyor. Burası birçok blogda ya da şehirdeki turistik haritalarda yer almıyor. Ancak gezi öncesi şehri ziyaret eden arkadaşlardan aldığım bilgiler esnasında burayı keşfettim. Bir arkadaşım özellikle burayı ziyaret etmemi tavsiye etti. Maalesef biz bu müzenin de dışından bakmakla yetinebildik zira o gün burası da kapalı idi. Ama dışı bile sizi etkilemeye yetiyor. Bir de içine girebilseydik neler olacaktı kim bilir:) 2002 yılında açılan müzede komünist ve faşist yönetimler zamanında bu binada yapılan işkenceler sergilenerek mağdurların anısı yaşatılıyor. İçine giremesek de binanın dışında bile mağdurların fotoğrafları yer alıyor.

Kahramanlar Meydanı (Hösök Tere)

Terör Müzesi’ni gezdiyseniz ve hala yorulmadıysanız 1,3 km (yaklaşık 15 dk.) daha yürüyerek Budapeşte’nin en meşhur meydanı olan Kahramanlar Meydanı’na ulaşabilirsiniz. Kahramanlar Meydanı Budapeşte’nin görülmeden dönülmemesi gereken yerlerinden biri. Meydan’daki heykeller kör eden cinsten. Tüm bu heykeller Macar’ların Avrupa’ya gelişlerinin 1000. yılı nedeniyle yapılmış.

Meydanın bir yanında Yunan Pantheon modelinde yapılmış varaklı Güzel Sanatlar Müzesi diğer yanında ise Sanat Sarayı adlı bir diğer şaheser sizi selamlıyor. Ancak heykeller o kadar güzel ki, birçok turist bu yapıların yüzüne bakmıyor bile. Meydanın hemen yanındaki göl ise kışın donduğu için buz pisti olarak kullanılıyor. Avrupa’nın açık en büyük buz pisti olduğu söyleniyor.

Kahramanlar Meydanı buz pateni alanı

Bu arada buraya yürümeye üşenirseniz Hop on Hop Off otobüsleri, normal toplu taşıma otobüsleri ve metro da mevcut. Hatta buradaki metro şehirdeki ilk metro durağı. Bunu gezerken bilmiyordum maalesef metro durağını gezme imkanım olmadı. Ama buradaki metro durağının da gezilmeyi hak ettiğini duydum. Benden söylemesi.

Vajdahunyad Kalesi (Vajdahunyad Vara)

Buz pistinin yanında Vajdahunyad Kalesi dikkatimizi çekti ve oraya doğru yöneldiğimizde yine beni benden alan bir yapı karşıladı bizi. Burası da Macarların Avrupa’ya gelişlerinin (895) 1000. yılı şerefine 1896 yılında yapılmış. Mimarı ise İgnac Alpar. Burada vaktimiz olmadığı için ziyaret edemediğimiz yerlerden biri de Macarların meşhur termal havuzlarından Szchenyi Bath oldu. Bu havuz 1909 yılında yapılmış oldukça tarihi bir termal havuzmuş. Hem dışarıda hem de içeride birçok havuzu olan bu tesiste tarihi yapıda çok soğukta sıcak suda değişik bir deneyim yaşayabilirsiniz. Hatta bazı geceler burada özel partiler de oluyor. Giriş ücreti 4500 HUF (45 TL) (2017’de fiyatlar 50 Euro’ya çıktı) Bizim bir gün daha vaktimiz olsa denemeyi düşündüğümüz aktivitelerden biri idi. Sırf bunun için mayo, havlu ve terlik de getirmiştim ama uçağın rötarı tüm planlarımızı alt üst etti.

Not: Eylül ayında tekrar Budapeşte’ye gidince bu partileri de deneyimleme şansım oldu. Açıkçası Amerikan filmlerinde gördüğümüz partiler gibi ancak spor salonunda iyi vücut yapmadıysanız kızda olsanız erkek de olsanız rekabete girmeyin derim. O paraya Budapeşte’de 2 gün ekstra takılırsınız 🙂

Vaci Utca (Caddesi)

Andrassy Caddesi’ni bitirdiğimize göre şimdi şehrin bir diğer önemli caddesine geçebiliriz. Burası bir nevi Budapeşte’nin İstiklal Caddesi. Burası Central Market Hall denilen Budapeşte’nin yerlilerinin de alışveriş yaptığı Központi Vasarcsarnok‘tan başlıyor ve Free Tourist Walking Turların da başladığı Vörösmarty Meydanı‘na kadar devam ediyor. hem yemek hem de alıveriş için baya güzel alternatifler söz konusu bu cadde boyunca.

Elizabeth Kilisesi (Szent Erzsebet Plebanniatatemplom)

Elizabeth Kilisesi

Erzsebet (Elizabeth) Köprüsü’nün hizasında yer alan Elizabeth Kilisesi (Szent Erzsebet Plebanniatatemplom) adını 1207’de yılında doğup 1231’de ölen Macar Prensesi’nden alıyor.

Peşte’deki Diğer Önemli Yapılar

Dohany Utcai Zsinagoga (Dohany Sokağı Sinagogu)

Dohany Utca Sinegogu

Akabinde aynı yoldan geri dönüp Andrassy Utca bitince Dohany Utca yolu üzerinden otelimize doğru yol aldık. Bu yol üstünde Dohany Sokağı Sinegogu’nu (Macarcası: Dohány utcai zsinagóga) ziyaret etme fırsatımız oldu. Bu sinegog şehrin alıştığınız mimarisinin dışındaki nadir yapılardan bir tanesi. O açıdan bence kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biri. Üstelik Hop on hop off otobüslerinin de duraklarından biri.

Tuna’daki Ayakkabılar Anıtı (Cipok a Duna Parton)

Biz gezimizin son gününde hop on hop off otobüsüne atlayıp kırmızı turu tamamladık 16. durakta (Szenchenyi Ter) inerek Parlamento binasına doğru yol aldık. Otobüsler sizi Zincirli Köprü yakınında bırakıyor. Siz Peşte tarafında kalarak Tuna boyunca ilerliyorsunuz. 5-6 dklık bir yürüyüş sonrasında karşınıza Tuna’daki Ayakkabılar Anıtı çıkıyor. Burada birçok demirden ayakkabıyı Tuna kıyısında görüyorsunuz. Birçoğunun da önü Tuna’ya bakıyor. Bu anıtın ilginç ve bir o kadar da trajik bir öyküsü var. Naziler zamanında Yahudileri Tuna kıyısına dizer, vurmadan önce ayakkabılarını çıkartırmış. Çünkü o zaman ayakkabı çok değerli imiş. Onlar suya düşünce ayakkabılarının da Tuna’ya düşmesi istenmezmiş.

Parlamento Binası’nı (Orszaghaz)

Bu ayakkabıların 150 200 metre ilerisinde ise o devasa yapısı ile Parlamento Binası’nı (Orszaghaz) görüyorsunuz. Bu yapı bence şehrin en güzel yapısı. Her gördüğümde keşke benim olsa dedim, yalan yok 🙂 Bunu diyen bir tek ben de değilmişim. Freddie Mercury de çok beğenip, satılık olup olmadığını sormuş zamanında. Burası St. İstvan Bazilikası ile birlikte şehrin en yüksek yapısı. Zaten daha büyüğünü yapmak da yasakmış. Bu iki yapının yükseklik olarak eşit olmasının anlamı din ve devlet işleri arasındaki dengeyi sembolize ediyormuş. Binanın yapımında başka semboller de dikkat çekiyor. 96 metrelik uzunluğu hem ülkenin kurulduğu 1896 yılına hem de Macar Krallığı’nın 896 yılındaki fethine gönderme yapıyormuş.

Binanın yapımı için ilk adım 1880 yılında açılan tasarım yarışması ile atılmış. Hatta bu yarışmada 2. ve 3. olan yapılar da Parlamento Binası’nın Buda tarafında tam karşısına gelecek şekilde inşa edilmiş. Bu yapılar da bugün Tarım Bakanlığı ve Etnografya Müzesi olarak kullanılıyor. Parlamento Binası’nın yapımına 1885 yılında başlanılıp Macaristan’ın fethinin 1000. yılı olan 1896 yılına bitmesi hedeflenmiş. Ancak bina tam olarak 1902 yılında bitmiş. Yapımında 1000 kişinin çalıştığı, 40 milyon tuğla ve 40 kilo altının kullanıldığı bina 691 odası ve 20 km uzunluğundaki merdivenleri ile dünyanın en büyük 3. parlamento binası imiş.

Burası için zamanında çok ciddi bir para harcanmış. Tekne turunda rehberin verdiği bilgiye göre buranın yapımında harcanan para ile 60 bin kişilik bir şehir inşa edilebiliyormuş. Şaşırmam! İçini de ziyaret edebiliyorsunuz. Ancak içi oldukça pahalı. Bizim gibi AB üyesi olmayanlara 5000 HUF (50 TL), AB vatandaşlarına 2200 HUF (22 TL), AB öğrencilerine ise 1000 HUF (10 TL). Ancak önceden internetten rezervasyon yapmakta fayda var yoksa günlük biletler tükenince para ile de olsa giremiyorsunuz. İçeride ayrıca bir de tarih müzesi var burası daha ucuz. AB öğrencilerine 500 HUF. Biz çok zamanımız olmadığı için müzenin içini bir sonraki ziyaretimize bıraktık diyelim. Bu arada Müze girişinde güzel de bir kafe var. Bir soluklanmak için düşünülebilir.

Küçük Prenses Heykeli (Kiskirálylány)

Burada bizi Little Princess (Küçük Prenses- Macarcası: Kiskirálylány) heykeli karşıladı. Macar heykeltraş László Marton’un 5 yaşındaki kızından esinlenerek tasarladığı bu ödüllü heykeldeki kızın bacağını okşadığınızda şehre yeniden geleceğiniz söyleniyor. Ben de ne diyeyim riske girmedim. 🙂 Tuna nehri kıyısındaki bu heykel Buda Kalesi’nin tam karşısında yer alıyor. Bu heykel’i Buda Kalesi manzarası ile bir kareye almayı unutmayın.

Zincirli Köprü (Szechny Lancid)

Bu heykelin yanından hemen meşhur Zincirli Köprü (Szechny Lancid)’den geçtik. 380 metre uzunluğundaki köprünün inşaasına 1839 yılında başlanmış ve köprü 1849 yılında tamamlanmış. Şehrin belki de en güzel köprüsünün mimarı ise New York’taki Brooklyn Köprüsü’nün de mimarı olan İngiliz William Tierny Clark.

Zincirli Köprü’nün Hikayesi

Bu köprünün de çok ilginç bir hikayesi var. Denilen o ki köprünün mimarı, bu köprüde en ufak hata olursa kendimi köprüden atarım der. Bazı versiyonlarda da intihar ederim dediği de söyleniyor. Bazı hikayelerde bir çocuk, bazı hikayelerde ise bir mimar köprüdeki aslanların dilinin olmadığını görüyor. Bunun üzerine Clarck’ın köprüden atladığı söyleniyor. Ancak Doğu Avrupa’da neredeyse tüm ülkelerde köprüler için benzer hikayeler anlatılıyor. Bu yüzden açıkçası bu tür hikayeler bana biraz turist eğlencesi gibi geliyor.

Zincirli Köprü’den yürüyerek Peşte’den Buda tarafına geçtik. Buradan Buda Kale Tepesi (Varhegy) bölgesine çıkmak için 3 alternatifiniz var. Bunlardan ilki hop on hop off tur otobüsleri. İkincisi fünikiler, üçüncüsü de yürümek. Yürümek yaklaşık 7-8 dk sürüyor. Bizi yürümeyi tercih ettik. Çünkü her katta ayrı fotolar çekme imkanınız oluyor.

Buda’da Görülmesi Gereken Yerler

Buda’ya ilk geçişimiz Zincirli Köprü üzerinden olmuştu. İkincisi ise Elizabeth Köprüsü üzerinden. Buda Kalesi’ne geçmek için en iyisi Zincirli Köprü’yü tercih etmek olur.

Buda Kale Tepesi (Budai Varhegyed)

Buda Kale Tepesi, bana matruşka bebeklerini hatırlattı. Saray içinde saray, bir güzel yapıyı geçip yeni bir güzelliğe açıldığınız bir yer. Burada Kraliyet Sarayı (Kiraly Palota), Mattias Kilisesi (Matyas Templom), Balıkçı Burcu-Tabyası (Fisherman’s Bastion – Halaszbastya)’yi ziyaret ettik. Özellikle Mattias Kilisesi ve onun önündeki Balıkçı Tabyası gece aydınlatmasında ayrı bir güzel. Balıkçı Tabyası’ndan Tuna’nın karşı tarafında yer alan Parlamento Binası’na doğru manzaranın tadını akşam vakti çıkarmanın keyfi anlatılmaz yaşanır.

Burada ayrıca kapalı olduğu için ziyaret edemediğimiz bir yer de Labirintus (Buda Kalesi Labirentleri) Burası bir yıl boyunca kapalıymış. Bu labirentler bir dönem Macar Kralı Mattias tarafından Vlad Tepes nam-ı değer Drakula’nın da esir tutulduğu yer altı labirenti.

Gellert Tepesi (Gellert Hegy)

Bir saatlik turun sonrasında inip Erzsebet (Elizabeth) Köprüsü’nü yürüyerek Peşte’den Buda’ya geçtik. Buradan hedefimiz Gellert Tepesi’ne (Gellert Hegy) çıkmaktı. Bunu yapmanın iki yolu var. Ya hop on hop off tur otobüsleri ya da 15 dk boyunca bu tepeye tırmanacaksınız. Biz tabiki de yürümeyi tercih ettik.

İlk hedefimiz köprüden bize el sallayan heykeldi. St Gellert (Aziz Gerard) heykeli tepeye de adını veriyor. Peki kim bu Aziz Gerard? Ülkeye Hristiyanlığı getiren bir papaz. Pagan isyanı sırasında bu tepeden aşağı atılarak öldürülüyor. Bu yüzden dolayı da tepeye onun adı veriliyor. Bu tepenin adı Osmanlı zamanında ise Gürz İlyas Bayırı olarak adlandırılıyor. Kendisi Gül Baba gibi Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte savaşmış iki derviş. Burada da hayatlarını kaybetmişler.

Özgürlük Heykeli (Szabadsag Szobor)

Bu heykeli gördükten sonra tırmanmaya devam ediyoruz. Tabi tırmanırken de Buda’dan şehir manzarasının tadını çıkartıyoruz. En sonunda ise şehrin en yüksek tepesine ve buradaki meşhur Özgürlük heykeline ulaşıyoruz.

Özgürlük Heykeli, oldukça ilginç bir hikayeye sahip. Aslında komünizm dönemi yapısı. Macarlar, Komünizm sonrası ona ait ne varsa yok ediyor. Ancak bu heykele kıyamıyorlar. Bunun üzerine üç gün battaniye ile üstünü örtüp güya komünizmden arındırmışlar. Adını da Özgürlük heykeli (Szabadsag Szobor) yapmışlar.

Tepedeki turumuzu da tamamladıktan sonra bu sefer de otobüslerin geldiği yoldan tepeden aşağı inmeye başladık. Bu yol boyunca hediyelik eşyalar satan mağazalar sizi bekliyor. Fiyatları da şehir merkezinden biraz daha ucuz.

Budapeşte’de Nerede Ne Yenir Ne İçilir?

Budapeşte yeme içme için çok da ucuz bir yer değil. Turistik yerler özellikle pahalı. Merkezi yerlerdeki birçok restaurantta ana yemekler (Macarcası: Fertelek) 4500 HUF’tan (45 TL) başlıyor. Açıkçası rakamlar Maslak fiyatlarını bile geride bırakır seviyede. Ama tabiki de ucuz alernatifler de yok değil.

7. Bölge

Yahudi mahallesi olarak da anılan 7. bölge şehrin belki de en popüler yerlerinden birisi.Karoly, Andrassy ve Dozsa György Caddeleri’nin arasına kalan bu bölgede en popüler caddeler ise Kazinczy, Dob ve Kiraly Caddeleri. Burası özellikle şehrin yerlilerinin  takıldığı oldukça keyifli bir bölge. Burada harabe barlar, sokak yemekleri, ve birbirinden tarz restaurantlar var.  Bizim otelimiz de bu bölgede idi. Bu açıdan de şanslıydık.

8. Bölge

Şehrin yeni yeni popülerleşen bölgesi olarak dikkat çekiyor. Bu bölgeye Budapeşte’nin Karaköy’ü diyebiliriz. Yeni açılan mekanlarla giderek 7. bölgeye alternatif olmaya başlamış. Açıkçası zamanımız dar olduğu için gezilecek yerler listemizde olup gezmeye vakit ayıramadığımız bir yer oldu. Ama bir sonraki ziyaretimde muhakak keşfe çıkacağım yerlerden biri.

Karavan

Kale bölgesi gezisini bitirdikten sonra otelimize geri dönüp kısa bir dinlenmeden sonra yemek yemek için Kazinczy Caddesi’nde yer alan Karavan’a gittik. Burası sokak yemekleri konseptinin uygulandığı ilginç bir mekan. Burada her zevke göre yemek yapan bir yer mevcut. Bir tarafta burger satanlar, bir tarafta langoş yapanlar, başka bir tarafta da Thai mutfağı. Açıkçası ben burada Thai yemekleri yapan bir restauranttan tavuklu kızarmış pirinç yedim. Oldukça da güzeldi. Sonrasında da Macarların meşhur langoşunun tadına baktım.

Köleves

Burası Kazinczy Caddesi’nde Karavan’dan 2-3 dk mesafede bir yer. Burada yemek yeme şansımız olmadı ama tarzını çok beğendim. Bir sonraki sefere denemeyi düşündüğüm yerlerden biri.

Not: Eylül ayında tekrar gittiğimde burası benim Budapeşte’deki favori mekanım oldu. Özellikle bahçesi çok güzel. Fiyatlar oldukça makul. Budapşete’de özellikle geceleri buraya uğramadığım günüm kötü geçiyordu:) Dönüşte birkaç gün Köleves de köleves diye sayıkladım :))

El Rapido

Kazinczy Caddesi’nde yer alan bu Meksika restaurantı gitmeden önce okuduğum bloglarda önerilen bir yerdi.

 

Mekanın fiyatları 11-18 saatleri arasında yüzde 30 indirimli oluyor.

Bellozzo

Octogon Meydanı’nda gördüğümüz bu pizzacı yemek yenilebilecek yerler listemize eklediğimiz bir yerdi. Son gidişimde ise fiyat kalite olarak en başarılı bulduğum yer oldu. Her gün burada ya pizza ya makarna yedim.

Budapeşte Cafeleri

New York Cafe

Budapeşte’de ikinci günümüze otelimize çok yakın olan tarihi New York Cafe ile başlayalım dedik. Burada kahvaltının çok pahalı olduğunu bildiğimiz için hemen karşısında keşfettiğimiz Mondi Pegseg isimli fırında Nutellalı croissant’lar ile leziz bir kahvaltı yaptık. Burası Macarların alışveriş yaptığı klasik bir fırın. İsterseniz Nutellalı croissantları ısıtıp veriyor. O zaman gerçekten damağınız çatlıyor. Fiyatlar da turistik bir yer olmadığı için gayet makul. Burada karnımızı doyurduktan sonra tarihi New York Cafe’ye kahve içmeye gittik.

Burası Macarcası farklı olmayan nadir yerlerden bir tanesi. Mekan mimari olarak çok güzel. Zaten iddialarını da “Dünyanın En Güzel Kafesi” olarak dile getiriyorlar. Fiyatlar gayet yüksek.

Bir latte servis ile birlikte 2000 HUF’u (25 TL’yi) geçiyor. Üstelik de öyle çok damak çatlatan bir kahve değil. Bir kere ambiyansı görmek için gidilebilir. Zira kafenin içindeki işçilik kör edici seviyede:)

Callas Cafe Restaurant

Callas restaurant

Burası Andrassy Caddesi’nde giderken dikkatimizi çeken bir cafe idi. Opera Binası’nın hemen yanında yer alan cafe tarihi bir binada yer alıyor. Fiyatlar pek de ucuz değil.

Anna Café

Vaci Caddesi’nde yer alan bu cafe’nin şehrin başka yerlerinde de şubeleri mevcut. Kahvaltı için önerilen yerlerden biri idi, gitmeden önce okuduğum bloglarda. Ancak fiyatları gördükten sonra sadece fotoğrafını çekmekle yetindik diyelim 🙂

Eco Cafe

Burası Terör Müzesi’nin hemen yanında yer alan güzel bir kafe. Daha çok şehrin yerlilerinin oturup kahve içtiği bir mekan.

California Coffee Company

California Coffee Company

Budapeşte’de New York’un Cafesi olur da California’nın olmaz mı? Andrassy Caddesi’nde yer alan bu Cafe de gezip bir kahve molası verilebilecek yerlerden biri.

Starbucks

Açıkçası şehirde birçok yer daha açılmamışken Starbucks açık oluyor. Özellikle kahvaltı konusunda Budapeşte’de Starbucks hayatımız kurtardı diyebilirim. Vörösmarty Meydanı yakınında hemen metro çıkışının yanında yer alıyor. Fiyatlar Türkiye’ye göre biraz daha pahalı. Bu arada genelde içeriide oturacak yer zor buluyorsunuz. Tabi içeride yer bulmanın zorluğu bizim gittiğimiz dönemde havaların çok soğuk olması ile de ilgiliydi. Her fırsatta içimizi ısıtacak bir yere girmeye çalışıyorduk. Bir de içerisi Birleşmiş Milletler gibi. Tüm yabancıların uğrak durağı.

Budapeşte’ye Has Lezzetler

Gulaş

Macaristan’a ait bir yemek söyleyin dendiğinde belki de ilk akla gelen Gulaş olur. Dana eti, soğan, kırmızı biberden yapılan bir haşlama yemeği. Yemeğin tarihinin 9. yy’a kadar dayandığı söyleniyor. O dönem çobanların yediği bir yemekmiş. Nitekim Macarca Gulyas “sığır güden çoban” anlamına geliyor. Tabi bu yemeğin tarihine dair başka bir yorum daha var.

Kanuni döneminde Viyana’nın kuşatıldığı dönemde Macarsitan’da konuşlanan Osmanlı ordusu için hazırlanan asker yemeği Kulaşı’nın Macarlarca Gulaş olarak benimsendiği de söylenir. Gulaş’ı Budapeşte’de içi oyulmuş somun ekmek içerisinde de servis ediyorlar.

Langoş

 Langoş Budapeşte’de benim hayatımı kurtaran lezzetlerden biri oldu. Yurtdışında etten uzak durmaya çalışan biri olarak Budapeşte’de Langoş’a sarıldım. Hem lezzetli, hem de ekonomik. Tabi görece… Langoş hamurun bir lahmacun ya da ufak bir pizza büyüklüğünde açılıp yağda kızartılmasından sonra üzerine çeşitli garnitürlerin eklenmesi ile oluşturulan bir yemek.

Bir nevi hamurlu kumpir. Hamura eklediğiniz malzeme başına ekstra ücret ödüyorsunuz. Sadece hamur 600 HUF. Ben üzerine rendelenmiş peynir (200 HUF) ve roka (150 HUF) koydurtuyordum. Toplamda 850 HUF yapıyor.

Kürtoskalacs (Makara Tatlısı)

Budapeşte’nin birçok yerinde karşınıza çıkan bu tatlıya ben Szent Istvan Bazilikası önündeki pazar yerinde denk geldim. Bu tatlının asıl vatanının Drakula efsanesi ile ünlü Romanya’nın Transilvanya olduğu söyleniyor. Slovakya ve Çek Cumhuriyeti’nde de başka isimlerle bu tatlı tüketiliyor. Bir hamurun şekerlenerek bir makaraya dolanması ve sonrasında fırında ya da közde pişirilmesi ile yapılan bir tatlı. Makbul olanı közde pişirileni. Bu tatlının tarihinin15. yy’a dayandığı söyleniyor. Türkiye’de de Kuzey Güney dizisi ile tanınan tatlıya makara tatlısı adı veriliyor.

Budapeşte Gece Hayatı

Budapeşte oldukça renkli bir gece hayatına sahip. Açıkçası birçok zevke hitap eden mekanlar bulmak mümkün. Özellikle yazın gece hayatının çok daha da hareketlendiği söyleniyor. Tuna Nehri üzerindeki Margaret Adası yazın açılan Beach Club ve partileri de meşhur. Ancak benim gibi kışın gidince buraları deneyimleme şansınız olmuyor. Açıkçası Budapeşte gece hayatının en farklı konseptlerinden biri hurda barlar. Bunların en meşhuru Szimple Kert.

Szimple Kert

İlk gece için tercih ettiğimiz mekan meşhur Szimple Kert oldu. Burası Macaristan’ın meşhur harabe bar konseptinin en meşhur örneği. Bu konsept komünizm sonrası ortaya çıkıyor. Avlulu evler,çöpten, hurdadan alınan objelerle donatıp bohem bir tarza sahip yerler üretmişler.

Çöp harabe dediğime bakmayın oldukça zevkli tasarlanmış bir yer. Görünce çok beğeneceksiniz. Bu mekanın önünde özellikle 11-12 arası ciddi kuyruklar oluşuyor. Öncesi ve sonrasında giriş çok daha kolay oluyor. Giriş ücretsiz. Fiyatlar ise gayet makul. Mekanı çok beğenmemize rağmen soğuk olduğu için kapalı bir mekan keşfetmek için bir arkadaşımın tavsiye ettiği Instant’a gittik.

Instant

Instant yer olarak Opera’ya oldukça yakın. Giriş ücreti 500 HUF, içeride vestiyer ise 300 HUF. Herhalde son dönemlerde gördüğüm en ilginç mekanlardan biri desem yanlış olmaz. 3 katlı bir mekan. Her katta ayrı ayrı odalar var. Her odada ayrı ayrı modda eğlenceler var. Avluda canlı müzik olurken yanda bir odada başka bir DJ, üstte ayrı bir odada ise ayrı bir DJ çalabiliyor. Herkes de sürekli oda oda geziyor. Bir nevi bir gecede kaç mekan gezdik konseptini tek bir mekandan çıkmadan yapabiliyorsunuz. Fiyatlar da oldukça makul. Yalnız kredi kartı geçmiyor. Yanınızda HUF olması lazım.

Burası 2017 yılı itibari ile Fogas Haz ile birleşmiş ve taşınmış. Şuan yeni mekan çok daha modern ama konsept olarak yine her odada farklı konseptlerin olduğu bir yer olmuş.

Electrotechnica Museum

7. Bölgede Kazinczy Caddesi’nde yer alan bu mekan yılbaşı gecesi önünde en fazla kuyruk olan yer idi. Ancak diğer günlerde öyle bir kuyruğa denk gelemedik. İçerisi avlulu güzel bir mekan ama sanırım burası bazı geceler özel etkinliklerin olduğu diğer günler o kadar da revaçta olmayan bir mekan.

Budapeşte Termal Havuz Partileri

Budapeşte’nin özellikle termal havuzları oldukça popüler. Bunlardan en meşhurları Szechenyi Bath ve Gellert Bath. Bunlarda gündüz ayrı gece ayrı bir dünya yaşanıyor. Bizim maalesef gittiğimiz zaman gece partileri tarihleri uymuyordu. Gitmeden önce tarihleri kontrol etmek için bu linke bakabilirsiniz . LINK

Ayrıca Budapeşte termal hamamlarının hem gündüz hem de gecesini anlatan bu 8dk’lık videoyu size tavsiye ederim. Gitmeden gitmiş gibi oluyorsunuz.

Budapeşte Alışveriş

Szimple Kert’te Halk Pazarı

Son günümüzde zamanımız sınırlı olduğu için erkenden kalkıp kahvaltı için Mondi Pegseg’in yolunu tuttuk. Burada Nutellalı croissantlarımızı yedikten sonra Andrassy Utca’ya doğru yola koyulduk. Ancak buraya gitmeden gündüz gözü ile Szimple Kert’in fotoğraflarını çekmek istiyordum. Sabah erken saatte mekanın kapısının açık olduğunu görünce şaşırmadık desem yalan olur. Sonra merak edip içeri girdik. Bir de ne görelim. Her gece şehrin en popüler yıkıntı barında sabah yerel pazar kurulmuş. İçeride bal satan amcalar mı ararsınız, turşu satan teyzeler mi? Peynircisinden hamur işlerine bildiğiniz yerel pazar kurulu idi. Sanırım blogger şansı hiçbir yerde okumadığım bir özelliğini öğrendik Szimple Kert’in. Meğer burada her pazar sabahtan öğlen 2’ye kadar pazar kurulurmuş.

Central Market Hall (Központi Vasarcsarnok)

Elizabeth Kilisenin arkasında Vaci Utca’ya girip Central Market Hall’a ulaşabiliyorsunuz. Burası Macarların da alışveriş yaptığı kapalı bir pazar yeri. Macarca adı ise Központi Vasarcsarnok. Ama tabi ki de biz gittiğimizde o da kapalı idi. Biz de burada bulduğumuz Aldi’den biraz peynir ve çok güzel çekirdekli tam buğdaylı ekmek aldık. Biraz da kuruyemiş aldıktan sonra Vaci Utca’dan Vörösmarty Meydanı’na yürüyüp Starbucks’a gidip kahvemizle Aldi’den aldığımız nevalelerimizi yedik 🙂

Vörösmarty Meydanı

Açıkçası Központi Vasarcsarnock’ta Vörosmarty Meydanı’na kadar Vaci Caddesi boyunca birçok mağaza var. Burası bir nevi istiklal Caddesi gibi düşünün. Vörosmarty Maydanı’nda ise bildiğiniz birçok büyük markanın mağazalarını bulabilirsiniz. Ayrıca burada şehrin en büyük hediyelik eşya dükkanı yer alıyor. Birbirinden ilginç hediyelik ürün var ama şehrin fiyatlarına göre biraz daha pahalı bir yer.

St Istvan Bazilikası Önü

St İstvan Bazilikası önünde kurulan pazar da alanı da hediyelik eşya arayanlar için güzel bir alternatif olabilir.

3 Günlük Budapeşte Gezi Programı

Bu kadar şeyi okuyamam bana tatil listesini özetle diyenler için de uzun uğraşlar sonrasında oluşturup gezebildiğim yerlerin programını sizinle paylaşıyorum.

Birinci Gün Cuma (1 Ocak 2016)

Nereleri Gezdik: Vörösmarty Meydanı, St. Istvan Bazilikası ve önündeki çarşı, Andrassy Utca (Caddesi), Opera Binası, Octogon Meydanı, Terör Müzesi (Terror Haza), Dohany Sokağı Sinegogu (Dohány utcai zsinagóga), Küçük Prenses Heykeli (Kiskirálylány), Zincirli Köprü (Szechny Lancid), Buda Kale Tepesi (Budai Varhegyed) , Kraliyet Sarayı (Kiraly Palota), Matthias Kilisesi (Matyas Templom), Balıkçı Burcu (Fisherman’s Bastion – Halaszbastya), Buda Kalesi Labirenti (Labirintus)

Nerelerde Yemek Yedik: Kahvaltı Starbucks, Akşam yemeği Caravan

Akşam Nerelere Gittik: Szimple Kert, Instant

Kaç adım attık: 23 bin 881 adım (Yaklaşık 15 km)

İkinci Gün Cumartesi (2 Ocak 2016)

Nereleri Gezdik: Hop on Hop Off Sarı Tur, Tuna Turu, St Gallert Tepesi, Özgürlük Heykeli (Szabadsag Szobor), Central Market Hall (Központi Vasarcsarnok)

Nerelerde Yemek Yedik: Kahvaltı: Mondi Pegseg Kahve: New York Cafe Akşam Yemeği: Aldi + Starbucks

Akşam Nerelere Gittik: Bali Cafe, Meter

Kaç adım attık: 21 bin 17 adım (Yaklaşık 15 km)

Üçüncü Gün Pazar (3 Ocak 2016)

Nereleri Gezdik: Szimple Kert Pazarı, Hop on Hop off Kırmızı Tur, Kahramanlar Meydanı (Hösök Tere), Şehir Parkı (Varosliget), Vajdahunjad Kalesi (Vajdahunyad Vara), Shoes on The Danube (Macarca: Cipok a Duna Parton- Türkçe: Tuna’daki Ayakkabılar ), Parlamento Binası (Orszaghaz)

Nerelerde Yemek Yedik: Kahvaltı: Mondi Pegseg Öğle Yemeği: Caravan

Kaç adım attık: 14 bin 884 adım (Yaklaşık 15 km)

2 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here