Ana sayfa İstanbul İstanbul’un Dibinde Şahane Bir Kumsal ve Deniz: Şuayipli

İstanbul’un Dibinde Şahane Bir Kumsal ve Deniz: Şuayipli

25261
14

Yaz dönemi malumunuz. Haziran’da havalar pek iyi geçmese de Temmuz’la birlikte artık sıcak günler iyice kapıya dayandı. Haftalık tatillerinizde ne yapacağınız size kalsın ama gelin ben size hafta sonu tesadüfen keşfettiğim İstanbul sınırları içinde şahane bir kumsalı anlatayım. İster günübirlik ister bir gece konaklamalı…: Şuayipli

Bahse konu yerimiz Şuayipli Köyü. Pek çoğunuzun bu köyün ismini duymadığına eminim. Ama Ağva desem hepiniz bileceksiniz. İşte Şuayipli, İstanbul’dan Ağva‘ya giderken son duraktan 2 km öncesi minicik bir köy.

instagram hesabımı takip edin –> @cokgezenadam

Şuayipli’ye Nasıl Gidilir?

Çoğu kişi bilir ama adettendir, yine de nasıl gidildiğini yazalım. En kolay yol Fatih Sultan Mehmet köprüsünü geçtikten 10 km sonra TEM üzerinde yer alan Şile sapağından girmek. Bu tertemiz yol sizi Şile’ye kadar götürecek. Şile’nin içine girmeden Ağva tabelalarını takip ediyorsunuz, en son Ağva sahil tabelasından sola ayrılıp köye ulaşıyorsunuz.

Benim evim Beylikdüzü’nde olduğu için toplam 130 km’lik yol 1 saat 50 dakika sürdü. İkinci köprü çıkışından hesaplarsak Şile’ye 40 dakikada, oradan da Ağva’ya 35 dakikada rahat rahat ulaşırsınız.

Bu arada alternatif bir yol daha var. Eğer eski güzelim köyleri görmek isterseniz Şile’ye Kavacık üzerinden, yani eski yoldan gidin. Normalden 15 dk fazla yol yapıp Kavacık-Polonezköy-Şile rotasını izleyeceksiniz. Dağ yolları biraz virajlı, aklınızda olsun. Fakat çok güzel manzaraların içinden geçeceğinizi garanti ederim.

Şile yolu bitip Ağva’ya döndüğünüzde de sizi hafif virajlı yollar bekliyor olacak. Ama bu yollardan kaçış yok, mecburen gideceksiniz. Bu yol üzerinde Akçakese, İmrenli, Burgaca ve Kabakoz gibi şirin köyler var. Yer yer sol tarafınızda küçük sürprizli koylar görecek olsanız da çoğunlukla orman ve vadi manzaraları size eşlik edecek. Özellikle de köylerdeki evlerin vadi manzaraları gerçekten nefes kesici. Bildiğimiz İstanbul’la uzaktan yakından alakası yok, Karadeniz’deki köyler gibi. İstanbul’da halen bir orman ve yaban hayatını olduğunu görmek de bir nefes iyi geliyor insana. Hani işyeri Anadolu Yakası’nda olsa biraz zahmete girip oturmaya pek değer, ilgilisinin aklında olsun…

Şuayipli Kumsalı

Neyse, asıl konuya dönelim… Şuayipli köyüne geldiğinizde biraz daha ilerlerseniz, sola sapıp Ağva-Şuayipli arasındaki yaklaşık 3 km uzunluğunda ve 50 metre genişliğindeki sahile ulaşabilirsiniz.

Öncelikle şunu söyleyeyim, sahil alabildiğine kumsal. Deniz de aynı şekilde hemen derinleşmeyen bir kuma sahip. Karadeniz’in bilinen tehlikeli hallerinden daha farklı bir görüntüye sahip. Özellikle çocuklar için biçilmiş kaftan. Ancak siz yine de Karadeniz’de olduğunuzu aklınızdan çıkarmayın ve çocukları gözünüzden pek uzak tutmayın.

Biz sahile ulaşmak için aynı zamanda geceleyeceğimiz Ağva Green Park Camping tabelasından saptık. Onun yerine biraz daha ileriden de sahile iniş yolu var.

Ağva Green Park’ta günlük kullanım ücreti olarak araba başı 20 TL alıyorlar. Yan taraftaki girişi kulananlar için de araba başı 20 TL olduğunu söylediler ama kendim denemediğim için bir şey diyemeyeceğim.

Neyse, arabayı bırakıp kalacağımız yeri gördükten sonra kendimizi kumsala attık. Ağva’daki plaj gibi görece daha dar ve kalabalık bir yer beklerken karşımızda engin bir kumsal şahane bir deniz bulmak açıkçası biraz şaşırttı. Hani biraz zorlama ile insan kendini neredeyse Adrasan veya Olimpos’ta sanıyor. Sahilin ne kadar tenha olduğunu anlatmak için de şöyle söyleyebilirim; eşimle sahilden Ağva’daki plajın sınırına kadar yaklaşık 2 km yürüdük ve topu topu 8-10 aile gördük. Ama elbette bunda Ramazan olmasının da etkisi büyüktü. Orada konuştuğumuz arkadaşlar hafta sonları sayının arttığını ancak yine de mahşeri bir kalabalık olmadığını söylediler. Kalabalık genelde Ağva merkezde biriktiği için Şuayipli sahili kısmen boş kalıyor ve rahat rahat denize girebiliyorsunuz.

Fiyatlar Nasıl?

Şuayipli İstanbulBölgede şezlong ve şemsiye kiralayabileceğiniz tek bir yer var. İki şemsiye bir şezlonga 25 TL para alıyorlar. (Gel de en fazla 2-3 euro verdiğin Yunanistan’ı hayırla anma) Ben pazarlık etmedim ama ederseniz eminim fiyat biraz düşer. Buranın aynı zamanda yemek yiyip birşeyler içebileceğiniz kafeteryası da var. Aynı şekilde kafeteryanın 50 metre gerisindeki tesisi de kullanabilirsiniz. Çay 1.5 lira, hamburger 8 lira, porsiyon köfte 15 lira. Anlayacağınız gayet ortalama fiyatlar var.

Ben şezlonga para vermem derseniz bir zahmet kendi şemsiyenizi getirecekseniz. O zaman istediğiniz yere dikersiniz ve 3 km boyunca tüm kumsal sizin olur. Özellikle de koyun başladığı ve dalgaların kayalara çarptığı bölge çok eğlenceli. Kaya dediysem hemen korkmayın sadece tek bir bölgede var ve gerisi yine kumsal.

Şuayipli İstanbulDeniz dediğim gibi sığ sayılabilecek bir deniz ve tamamen kum. Biz gittiğimizde biraz dalgalı olmasına karşın yine de pırıl pırıldı. Özellikle dalgasız zamanlarda denize girmeye doyum olmazmış. Ama dalgalı halinde de son derece keyifliydi. Kumsalın çok geniş olması, bölgeyi çocuklu aileler için de güzel bir alternatif haline getiriyor.

Sahilde belirli aralıklarla cankurtaranlar var. Karadeniz’de olduğunuzu aklınızdan çıkarmadan cankurtaranların uyarılarına kulak verin derim. Çünkü her yıl onlarca kişi, kimileri de yüzme bilmesine karşın, bu sahillerde boğulup hayatını kaybediyor. O yüzden fazla deniz fantezisine gerek yok, kurallara uyun kâfi…

Konaklama Nasıl?

Bölgeye günübirlik olarak gelebileceğiniz gibi 1-2 gece konaklamalı da gelebilirsiniz. Ama konaklama için alternatif arıyorsanız Ağva’ya bakın. Türlü türlü oteller ve pansiyonlar arasından istediğinizi seçin.

Şuayipli İstanbulBizim kaldığımız yere gelince, burası bir kamping alanı. Çadır alanları ve bungalovlar var. Çadırınızı kendiniz de getirebilirsiniz, oradan hazır çadır da kiralayabilirsiniz. Ama ‘ben konforuma düşkün insanım aynı zamanda da hijyen çok önemli’ derseniz, içerisinde duş ve tuvaletlerin olduğu bungalovlara bakın derim. Çünkü ortak tuvalet kullanımı ve duş için tek tercihin soğuk su olması sizi pek açmayabilir. Ayrıca çadırların içinde elektrik ve priz de yok. Sadece ortak alan aydınlatılıyor.

Burada işin en güzel taraflarından biri kaldığınız yerin hemen önünde tesis tarafından ücretsiz sağlanan mangalda yemeğinizi pişirebilmeniz. Gece boyunca rahat rahat yemeğinizi yiyip, sonrasında kamp ateşi yakabilir ve yıldızları seyredip uzaktan gelen dalgaların sesini dinleyebilirsiniz. Etrafta dolaşan tavuklar, kazlar ve hindiler de doğaya başka bir güzellik katıyor.

Şuayipli İstanbulFiyatlara gelince, çadırı kendi getirene günlük 50 TL. 4 kişilik çadırı oradan kiralayalım derseniz 100 TL. Daha büyük aile çadırlarında ise fiyat 175 TL’ye kadar çıkıyor. Bungalovlar ise büyüklük ve içerisinde duş tuvalet olup olmamasına göre 120 TL ile 300 TL arasında değişiyor.

Ancak yukarıda da dediğim gibi, Ağva bu sahile sadece 2 km uzaklığında. Dolayısıyla Ağva’da kalıp arabayla köyün sahiline de gelebilirsiniz. Tek bir yere mahkum değilsiniz.

NE YAPILMALI, NELERE DİKKAT ETMELİ

  • Kamp hayatını sevenler veya denemek isteyenler bu tesiste kalabilir. Ama otellere göre dezavantajlarını da aklınızın bir köşesinde tutun, aşırı bir konfor ve hijyen beklentisi yaratmayın. Sonuçta doğanın içinde kalacaksınız.
  • Her ihtimale karşı yanınıza yedek nevresim ve yastık kılıfı alabilirsiniz.
  • Yanınızda uzun kollu bir şeyler olsun.
  • Bol bol yüzün, güneşlenin, kumsalda vakit geçirin. Hele akşamüstü gün batımına yakın su çok güzel oluyor.
  • Çocuklarla kumdan kaleler yapın, ortam çok uygun
  • Kumsaldan Ağva sahiline kadar yürüyün
  • Kamp ateşi yakın
  • Ağva’yı gezin, nehirde bisiklet turu yapın
  • Gece doğanın sesini dinleyin
  • Bol bol kitap okuyup dinlenin
  • Dönüşte gözünüze kestirdiğiniz bazı köylere uğrayın
  • İmrenli köyündeki Mavi Koy yolunuzun üzerinde. Mutlaka görün.
  • Arzuya göre dönüşte Şile’ye uğrayın.

Yazar Hakkında: Eren Güler

Önce Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü’nü deneyip arkasından İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat’tan mezun olduktan sonra kendisini bir anda medyada buldu. Aslında hep bankacı ya da borsacı olacağını zannederdi. 14 yıldır medya kuruluşlarında ekonomi editörü olarak görev yaptı. Bunun son 7 senesi ise Hürriyet’te geçti. Şimdi ise araştırma sektöründe çalışıyor. Yıllarca ekonomi editörü olmasına karşın turizm, gezi ve gurme işlerine çok meraklıdır. Elinden gelse hep gezi yazıları yazmak ister. Gitsin, gezsin, görsün, değişik yemekler yesin, yazsın… Bunları çok sever. Belki de ileride bir gezi-gurme yazarı olacaktır, kim bilir…
ereng@hotmail.com
Twitter: @erenguler

 

14 YORUMLAR

  1. burada denize girilmez karadeniz dalgaları yutar insanı beylikdüzünden 130 km bu yer için gidiceğinize dibinizde selimpaşa var gayet güzel deniz ben oralarda girmem dersen tekirdağ kumbağ var 130 km orasıda olmaz dersen uçmakdere var şarköyde siz bence uçmakdereye gidin bi orayada bakın derim….

  2. Marmara’yı gayet iyi biliyorum ama Karadeniz çok daha farklı. Giderseniz ne dediğimi anlarsınız. Bu arada Ucmakdere’yi görmedim ama aklımda, en kısa zamanda gideceğim insallah

  3. Yazar arkadas Suayip`liyi bilmedigi belli eger denize girecekse kendiside dikkat etmeli! En tehlikeli deniz Suayip`li bakmayin sig olduguna piril, piril olduguna ayaginiz suya girdigi anda ceker hele cocuklar gozunuz un onunde kaybolur gider ben Suayip liyim bilirim gozumun onunde kac kisi boguldu cok ama cok dikkat etmek lazim yuzerken iyi tatiller

  4. Merhaba http://www. guncelforum.org/ Adesindeki ve http:// www. volkankurye.com sitelerinde yazınızı paylaştım anlatımınız ço güzeldi makale yazmaya devame diyorsanız paylaşarak insanlara yararlı olmaya devam ederim kolay gelsin .

  5. Isterseniz buraya gidin cok guzel mukemmel ben gittim oraya eminim memnun olursunuz ……

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here