Ana sayfa Muğla Datça Gezi Notları | Badem Çiçeği Festivali

Datça Gezi Notları | Badem Çiçeği Festivali

3592
1

Türkiye‘de kışın gidilecek yerler denildiğinde belki de en son akla gelen yerlerden biri Muğla‘nın cennet ilçelerinden Datça oluyor. Bana da bu seneye kadar kışın Datça’ya gidelim deseniz şaka mı yapıyorsun sezonu değil derdim. Ancak ilk defa 2018 yılında hayata geçirilen ve 2019 yılında da ikincisi yapılan Badem Çiçeği Festivali, ilçenin bu algısını yıkmaya aday olmuş. Ben de bu sene gidince yerinde görmüş oldum.

Bu sene 8-10 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen Badem Çiçeği Festivali’ne ben 8 Şubat akşamı iş çıkışı biraz gecikmeli katılabildim. 2 gün boyunca festival alanlarını gezdik, bahçe bahçe badem çiçeği kovaladık, güzel yemekler yedik. Bu 2 gün boyunca kışın Datça’da gezilecek yerler, Datça’da nerede ne yenir ne içilir ve Datça alışveriş tüyoları gibi bilgileri toparlamaya çalıştım. İsterseniz Datça gezi notları yazıma Datça’ya gitmeden önce bilmeniz gereken bilgiler ile başlayalım. Malum her güzel ilişki birbirini tanıyarak başlar.

instagram hesabımı takip edin –>@cokgezenadam

Datça Hakkında Bilgiler

Datça gezi notları
Datça Anfi Tiyatro

Türkiye’nin batısında yer alan 48 plakalı Muğla’nın bu şirin ilçesi Ege ile Akdeniz’in birleştiği 3 tarafı denizlerle çevrili bir yarımadadır. Nitekim antik dönemlerin ünlü tarihçilerinden Strabon da Datça’yu şu şekilde tanımlıyor: “Tanrıçaların en güzeli için, yarımadaların en güzelinde kurulan kent”. İlk yerleşimin M.Ö. 2 bin yıllarında Karyalılar zamanına dayandığı söyleniyor. Sonrasında Dorlar gelmiş ve tarihi Knidos Antik Kenti’ni kurmuş. Zamanla burası birçok medeniyetin hakimiyeti altına girmiş. 15. yüzyılda ise Osmanlı Hakimiyeti’ne girmiş.

malta

Datça adının nereden geldiği konusunda net bilgiler yok. En popüler söylenti ise şöyle: Zamanında burada hüküm süren bir kralın 2 çocuğu olmuş. Erkek olanın adı Dadya, kız olanın da Bedya imiş. Kral yaşlanınca ülkeyi çocukları arasında pay etmiş. Datça’nın olduğu taraf Dadya’ya kalmış. Bu isim zamanla da Datça olarak dönüşmüş. Bedya’ya verilen bölge de bugün Betçe olarak anılıyormuş.

Datça’ya Nasıl Gidilir?

Ovabükü

Bu kadar genel kültürden sonra gelelim pratik bilgilere. Datça İstanbul’dan yaklaşık 880 km, Ankara’dan ise 700 km uzaklıkta yer alıyor. Buraya en yakın havalimanları Dalaman ve Bodrum’da bulunuyor. Dalaman Havalimanı 164 km ve yaklaşık 2 buçuk saatlik bir araba yolculuğu yapmanız gerekiyor. Mesafe kısa gibi gözükse de Marmaris yolu oldukça virajlı. Bu yüzden pek de hızlı gitme şansınız olmuyor. Biz 18:30 İstanbul Dalaman uçağı ile geldikten sonra Datça’ya giden Transfer Datça adlı araçla 2 buçuk saatlik bir yolculuk yaptık ve gece 11 sularında otelimize ulaştık. Bu yolculuğun bedeli kişi başı 60 TL.

Bir diğer alternatif ise Bodrum Milas Havalimanı. Burası Datça’ya yaklaşık 198 km uzaklıkta ve yaklaşık 3 saatlik bir yolculuk gerektiriyor. Tabi yazın gelecekler için bir Bodrum’dan Datça’ya gündüz feribot seferleri oluyor. Bodrum Milas Havalimanı’ndan feribotlara 81 km mesafe var. Buradan da feribot ile Datça’ya ulaşım pratik bir çözüm olabilir.

Datça’da Nerede Kalınır?

Datça Bademli Konak

İki buçuk saatlik yolculuk sonrasında biz Yeni Datça’daki otelimiz Bademli Konak’a ulaştık. Datça’da güneydeki tatil beldelerimiz gibi dev tesisler yok. Bu bölgede daha çok butik oteller ve pansiyonlar var. Bizim kaldığımız Bademli Konak da 2018 yılı Ağustos ayında açılmış oldukça yeni bir tesisti. Mekanın sahibi Serdar Bey İstanbul’da teknoloji firmalarında çalışmış ve bu hayattan sıkılıp burada otel açmak için Datça’ya yerleşmiş.

Bir kere otelin dıştan ilk intibası çok güzeldi. Odalar temizlik olarak iyi idi. Mekanın kalitesinde ilk baktığım şeylerden biri havlu terliktir. Onun kalitesi otel kalitesini belli eder. Oradan da iyi puan aldı. Banyoda sıcak suyun hemen gelmesi ve arada soğuk sıcak gitmesini de sevmem. Serdar Bey de benim gibiymiş ve tesisatçısını bu konuda tembihlemiş. Hep aynı sıcaklıkta su ile duşunuzu keyifle yapabiliyorsunuz. Kahvaltı da açık büfe ama öyle deli israfların olduğu türden değil. Filtre kahve bile var kahvaltıda.

İyi güzel hoş da eksisi yok mu buranın diyebilirsiniz. Gördüğüm eksiler ise şöyle. Kahvaltıda belki buraya dair yöresel bir iki dokunuş olabilirdi. Ben bir de omlet canavarıyım. Sahanda yumurta ya da omlet olsa tadından yenmezdi. Açıkta görmedim ama garsona da sormadım. Belki isteyince getiriyor da olabilirler. Odalarda da bavul koymalık masa yoktu. Büyük bir eksiklik mi değil ama genelde bu tür lüks otellerde gördüğüm bir detay. Tabi bu kadar kusur kadı kızında da olur. Mekan genel olarak beğendiğim bir yer oldu. Zaten otel rezervasyonu yapılan sitelere girdiğinizde buranın notunun hep 10 üzerinden 9 ve üstü olduğunu ve genel olarak konukların çok memnun ayrıldığını göreceksiniz.

Badem Çiçeği Festivali


Çığlı çaputlu Datça nazar boncukları ve badem çiçekleri

Biz otelimizde kahvaltımızı yaptıktan sonra Datça merkeze inip festival alanını biraz gezmeye koyulduk. Malum ilçeye geliş nedenimiz Badem Çiçeği Festivali idi. Kışın bu ne festivali böyle? Nereden çıkmış? diyenleri duyar gibiyim. Aslında bu tür festivaller genelde belediyelerin turizm pastasından paylamak için geliştirdiği bir fikir oluyor. Burada ise ilginç bir hikaye ile karşılaştık.

Festivalin hayata geçmesinin arkasında İstanbul’da önemli kurumsal şirketlerde çalıştıktan sonra ailesinin çağrısına yok diyemeyip onların Datça’daki otelini işletmeye başlayan Özge Atalay’ın ve kardeşinin imzası var. Özge Hanım otelin başına geçince 2 buçuk aylık sezonu uzatmak için bir şeyler bulmaları gerektiğine karar veriyor. İstanbul’da event şirketlerinde de görevler alan Özge Hanım atalays’ events şirketini kuruyor ve Datça’da öncelikle Run Datça’yı organize ediyorlar. Sonra da geçen yıl Badem Çiçeği Festivali hayata geçiyor. İlk sene ilçede kimsenin pek de bir umudu yokmuş. Ancak festivale katılım görülünce bu sene çevre köylerden de biz de katılmak istiyoruz diyenler olmuş. 2019 yılında 8-10 Şubat tarihlerinde gerçekleşen festivale Datça Kaymakamlığı, Muğla Büyükşehir Belediyesi, Datça Belediyesi, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası da destek vermiş.

Açıkçası ikinci yılında olan bir festival için oldukça iyi gerçekleştiğini söylemem gerekiyor. Festival boyunca Datça merkezinde ve Palamutbükü panayır alanlarındaki el emeği ürünler ve hediyelik eşya stantları, badem ürünleri ve yöresel yemek satışlarının yanı sıra, çocuk ve yetişkinlere yönelik renkli ve yaratıcı workshoplar, Datça’ya özgü dans gösterileri ve sahne performanslarıyla ziyaretçilere çeşitli ve renkli etkinlikler sunuldu. Panayır alanları ve restoranlar oldukça doluydu. Tek gözüme takılan negatiflik ise maalesef fotoğraf çekineceğim diye ağaçlara çıkmaya çalışan bazı mendeburlardı. Hem badem ağacı hem de çiçekleri narinler. Hafif zorlama bile dalları kırmaya yetiyor. Keşke insanımız gezerken çevresine de zarar vermemeyi öğrense diye insan içinden geçiriyor. Eğitim şart!!!

İyi de neden Badem Festivali?

Her şey iyi hoş da neden badem? Datça ve bademin ilişkisi ne? Bu sorunuza ben de değil Datça’nın yerlisi Can Yücel cevap versin.

Kibrit çakıyorsun karanlıkta
badem çiçeklerini görmek için
Ve mart denizlerinde tedirgin bir çift
sarnıç gemisi gözlerin
Bir iş açacaksın sen başımıza
yangın mı olur artık, bahar mı?”
Can Yücel

Can Yücel’e birkaç ekleme de ben yapayım. Türkiye badem üretiminin yüzde 10’u Datça’da gerçekleşiyormuş. Dünyanın en büyük badem üreticisi Kaliforniya’da bile 30 çeşit badem varken Datça’da 85 çeşit bulunuyormuş. Susuz tarımla yetişiyormuş ve hem boyut hem de lezzet olarak da oldukça üstünmüş.

Badem çiçekleriyle papatyaların buluştuğu Ocak-Şubat ayları Datça’nın görsel şöleninin başladığı zamanlarmış. Japonya’nın Sakura çiçekleri varsa bizim de badem çiçeklerimiz var demişler ve festivale geçen sene start vermişler. Özge Hanım çiçeklerin açtığı dönemleri araştırdığımızda her dönem bu vakitte badem çiçeği olduğunu tespit ettiklerini ve bu yüzden şubat ayını seçtiklerini söylüyor. Badem Çiçeği Festivali, Datça’nın bu en güzel zamanına tanıklık etmek, şehirden biraz uzaklaşıp nefes almak, doğaya dönüp Ege ile Akdeniz’i kucaklayan Datça’nın en özel tatlarını deneyimlemek, farklı atölyelerde hoş vakit geçirmek için müthiş fırsat sunuyor.

Datça Badem Çiçeği Festivali Gezi Notları

Datça gazozu
“Dadını dadan bilir” mottosu ile satılan meşhur Datça gazozu

Festival boyunca biz neler yaptık konusuna gelince. İlk gün sabah 12’ye kadar serbest zamanımız vardı. Ben de Dijitalseyahatname ile birlikte biraz Yeni Datça sahilini keşfe çıktım. Sonrasında da panayır alanına geldik. Stantları ve mağazaları gezdik. Datça gazozu içtik, badem yedik.

Datça’da Gezilecek Yerler

Datça’da görülmesi gereken yerler dendiğinde ilk akla gelen yerler Eski datça, Datça Liman, Knidos Antik Kenti, Kızlan Değirmenleri, Muhteşem üçlü(Hayıtbükü, Palamutbükü, Ovabükü), Ilıca Gölü ve Kent Park oluyor. Tabi iki günlük sürede bunların hepsini gezmeye bizim vaktimiz olmadı. Ama siz daha uzun süreli giderseniz bunları not edin.

Palamutbükü Badem Restoran’ın sahildeki masaları

Biz ilçe merkezinde festival havası aldıktan sonra aracımızla meşhur Palamutbükü’ne gittik. Merkeze 25 km uzaklıktaki Palamutbükü Datça’nın Adeniz kıyılarında yer alıyor. Özellikle turkuaz renkli plajları ile yazın tatil severlerin favori adreslerinden biri oluyor. Datça merkezden buraya minibüsler var. Kışın sayısı azdı ama yazın sanırım artıyordur. Biz yolda badem çiçeği fotoğrafları çekebilmek için bazı molalar verdik. Palamutbükü’ne geldiğimizde ise ilk bir öğle yemeği molası verdik. Mola için tercihimiz Badem Restaurant oldu. Burada gezimizin anlam ve önemine uygun olarak bademli tavuk yedik. Mekanın deniz kenarındaki masalarının manzarası şahane. Bu manzaraya karşı yemek sonrası bir de çay keyfi yaptım. :))

Datça Palamutbükü Badem Çiçeği festivali panayır alanı
Datça Palamutbükü Badem Çiçeği Festivali Panayır alanı

Yemek sonrasında Palamutbükü panayır alanını gezdik. Buradan alışverişlerimizi yaptık. Ben de 1 paket badem ezmesi aldım buradan. Sonra Palamutbükü’nün meşhur papağanını bir görüp fotoğrafını çektim ve ardından yeniden yola koyulduk. Önce Palamutbükü civarında güzel badem çiçeği fotoğrafı çekebileceğimiz bahçelere gittik. Fotoğraf molası sonrasında bu sefer geldiğimiz yoldan değil de sahil şeridinden bir rota ile Datça’ya döndük. Yolda bir Ovabükü manzara fotoğrafı molası verdik. Ovabükü’ne yukarıdan bakıp yazın seni yenicem dedik 🙂 Açıkçası Marmaris, Datça, Akbük taraflarında gerçekten de sahil şeridi yolları cennetten bir parça gibi. Bu yolculukta da keşke buralar benim olsa diyerek geziyorsunuz. En azından ben öyle dedim :))

Datça’da Nerede Ne Yenir?

Kumluk Plajı & Maradona Restaurant

Manzaralara hayran hayran odamıza dönüp hazırlanıp akşam yemeği için kendimizi Datça merkezdeki Kumluk Plajı’ndaki Maradona Restaurant‘ta bulduk. Adı ilginç gelmişti. Mekanın kurucusu Akif Fidan’ı görünce nedenini anlıyorsunuz. Kendisi Arjantinli eski futbolcu Diego Armando Maradona’ya çok benziyor. Bu yüzden mekana da Maradona adını vermiş. Açıkçası mekandaki yemeklerin lezzeti de Maradona’nın futbolu gibi üst seviye. Gerçekten lezzetlerine bayıldım. Mezeler, deniz ürünleri, balıklar ne geldiyse çok güzeldi. Geldiği gibi gömdüm zaten 🙂 Mekanın gündüz plaja kurulu masalarında öğle yemeği de oldukça keyifli olabilir. Sanırım yazın akşamları da masalar kumsalda oluyordur. Yolu düşenlere öneririm.

Datça Gece Hayatı

Burası aslında başını dinlemeye gelenlerin mekanı. Yani koppa koppa bir yer değil ama yine de Datça bir huzurevi de değil. Eğlenmek isteyenlere de çeşitli alternatifler sunuyor. Biz o gece Coop Live’a gittik. Cuma ve Cumartesi akşamları canlı konserler vardı. Cuma akşamı Rampapa, Cumartesi de Zeytin adlı gruplar yer aldı. Cuma akşamı otele geldiğim gibi uyuduğum için yorumum yok ama konsere giden Keşfetsene bloğu kurucusu Taflan grubun oldukça eğlenceli olduğunu söyledi. Biz cumartesi akşamı Taflan ve Gizem ile Zeytin konserine gittik. Açıkçası mekan küçük ama keyifli, grup da oldukça iyi idi.Özellikle grubun vokali Melisa’nın sesi çok iyi. Radyoda dinleseniz yabancı grup sanarsınız. Kızda Amy Winhouse gırtlağı var diyordum ki ortak bir arkadaşımdan öğrendiğim kadarıyla aile de bir İngilizlik de varmış.

Datça Alışveriş Tüyoları

Çığlı çaputlu Datça nazar boncukları

Konser sonrası otelime gidip güzel bir uyku çektim. Gezimizin son gününde sabah otelde kahvaltımızı yapıp Datça’da alışveriş için belirlediğim noktalara gidip alışverişimi yaptım. Öncelikle Datça’dan ne alınır soruna aklıma ilk gelen şey badem ve türevleri oluyor: badem, badem ezmesi, bademli bal, badem kahvesi, bademli kurabiye. Bölge balları ile de meşhur. Bölgede yerel ürünler satan birçok da kuruluş var.

Ben bademimi Pehlivan’dan aldım. Genelde badem fiyatları az çok her yerde aynı. Dükkanlarda 3 çeşit badem satıyorlar. (85 çeşit badem olan yerde niye mağazalarda 3 çeşit satılır anlamadım) En ucuzunun kilosu 70, en pahalısı 120 TL. Pehlivan‘da en pahalı bademin kırık versiyonu vardı. Kırık derken ufak kırıkları olan diyelim. Bir nevi birinci kalite defolu gibi düşünün. Onun kilosu 70 TL idi. İlk günden ayırttım. Malum o hemen bitiyormuş. İkinci gün almaya geldiğimde ondan gerçekten de kalmamıştı. Neyse ki cumartesi ayırtmıştık. Gitmişken bir kavanoz bal da aldım yanına. O da türüne göre değişiyor. Ama fiyatlar market fiyatlarına göre pahalı değil.

Datça’da söz konusu badem olunca her şeyi yapılıyor. Bunlardan en lezizlerinden biri de badem ezmesi. Onu da Datça Kaya‘dan aldım. O da Pehlivan’ın çaprazındaki mağaza. Maksat tüm esnaf kazansın. Yoksa aralarında ne fiyat ne de tat anlamında büyük farklar yok. Badem ezmesi de 250 gr’lık paketler genelde 25 TL seviyelerinde. Burada dikkatimizi çeken bir diğer mağaza da Özlü Datça idi. Bu da aynı sokakta. Bu mağazayı da kaldığımız otelin sahibi önermişti.

Bizim de reçellerini eve getirdiğimiz Kocamaar Çiftliği de ilginç bir girişim. Hızırşah ve Karaköy arasında hiçbir yerleşimin olmadığı zeytin ve badem ağaçları ile bezeli çiftliklerinde iyi tarım yapan bir girişim. Web sitelerinden ürünlerine dair bilgileri bulabilirsiniz. Ben buradan çok da reklama kaçmayayım.

Eski Datça

Orhan Bey’in kahvesindeki (Karya Çay Bahçesi – Orhan’ın Yeri) Can Yücel köşesi.

Alışveriş sonrasında öğlen grup arkadaşlarımla Eski Datça’ya doğru yola koyulduk. Burası merkezden yaklaşık 4 km uzaklıkta yer alıyor. Can Yücel’in de zamanında yaşadığı ev burada yer alıyor. Bu ufak ama şirin beldede nereye el atsanız Can Yücel çıkıyor karşınıza. Can Yücel Sokağı, Can Yücel’in evi ve Can Yücel’in en yakın arkadaşı Orhan Bey’in kahvesindeki (Karya Çay Bahçesi – Orhan’ın Yeri) Can Yücel köşesi. Gidip hepsi önünde fotoğraf çekinmek için kuyruğa giriyorsunuz. Çeksene beni mafyası burada da iş başında. Erken gelen güzel kareyi yakalar. Bu arada köylülerin sattıkları çığlı çaputlu Datça nazar boncukları da kız kardeşimin tabiri ile oldukça ponçikler. Bildiğiniz nazar boncuğu gibi değil baya el işi göz nuru bir şey.

Eski Datça’da ufak bir atıştırmalık molası için Agapi Cafe‘ye uğradık. Sonra da İstanbul’daki fabrikasını satıp Datça’da bağ alan bir girişimcinin bağını ziyaret ettik. Sonra da ver elini Dalaman Havalimanı.

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here