
Donald Trump’ın ABD Başkanı olmasından sonra biz gezginler için uluslararası yolculuklar giderek daha da zorlaşacak gibi gözüküyor. Türkiye‘nin de içinde yer aldığı bazı Orta Doğu ülkeleri ve onların havayolu şirketlerine yapılan kısıtlamalar ortada. Ayrıca ABD ve birçok Avrupa ülkesinden de vize almak biz Türkler için eskiye göre çok daha zorlaşmaya başladı.
İnsanın kafa dağıtmaya gittiği ülkelerde havalimanında potansiyel suçlu muamelesi görmesi de cabası. Bu konuda yıllar önce bloğuma yazan üniversiteden arkadaşım ve iyi bir iletişimci olan Hakan Göçmen’in yazısı bugünleri çok da güzel anlatmış. Türkiye gibi imaj sorunu içinde olan bir ülkeye de krizi fırsata çevirme tüyoları veriyor. Hakan’ın keyifli üslubu ile yazdığı yazıyla sizi baş başa bırakayım.
Ülke imaj iletişimi zor iş. Yeni çıkan bir ürünün lansmanını yapmıyorsun, belki yüzlerce yıllık kemikleşmiş ön yargıları aşmaya çalışmak zorundasın. Ülkenin sahip olduğu somut değerler; denizlerin berraklığı, mimarisi, kayak merkezleri vb. reklam vasıtasıyla potansiyel seyyahların dikkatine sunulabilir. Fakat soyut değerler, örneğin misafirperverlik, öyle kolayca lafla anlatmaya gelmez, yaşanmadan hissedilemez. Misafirperverlik kapıda başlar, kapıda biter. Bu kapı olayını irdeleyelim biraz.
Was ist das? Das ist Karpuz, Herr Komutan
Malum, Yeşilçam’ın “Alaman sınırı” Hollywood’un Meksika sınırına benzemez; meymenetsiz, mendebur, menfurdur. Bulgar hadi bir şekilde geçilir ama Alaman polisi serttir, merhametsizdir. “Nein” dedimiydi içe doğru sonuçlarıyla adamın sindirim sistemini şaşırtır. Kurgudan gerçek yaşama dönersek, pasaport kontrolde yaşanılan stres bazen insana kendini film anti-kahramanı gibi hissettiriyor.
Almanya, İngiltere ya da Türkiye fark etmez; işsiz konservatuar mezunlarının pasaport polisi yapıldığına inanmaya başladım artık. Bizim göremediğimiz bir senaryo var, bizimle oynuyorlar!
Set de özenle hazırlanmış; soğuk renklere boyanmış kulübe, polisi yükseğe oturtan kürsü, bazen kalın camların arasından bırakılmış konuşma boşluğu. Ülkeden ülkeye değişen biçimler ama özü korunan bir hikâye.
Mabadda 100 Gram Kokain Saklı Değilmiş Gibi Davranmak
Uçuş gerginliğinden uzaklaşmak, sigarasız geçen zamanı uyuşturmak için belki kanda bir miktar alkol taşınıyordur, eyvallah. Eyvallah da trilyon dolarlık küresel uyuşturucu ekonomisinin suçlu yükü kendi omuzlarındaymış gibi hissettirilmek de neyin nesi? Neden geldiğim orada yazılı, ilgili ülkenin temsilcisi evraklarımı kontrol etmiş ve onaylamış ki ben şu an pasaport polisinin karşısındayım. İnsan evladı bu kadar zorlanmaz ki.
Eyy çok gezen insan; Kolombiya asıllı bir kurye olmadığından yüzde yüz eminsin, fakat masum olduğun halde masummuş gibi davranmaya çalışmaktan en tez vakitte muhteşem bir şizofreni illetine hadi bilemedin “borderline personality disorder”a sahip olacaksın, haberin ola. Tıbbi olarak ikinci hastalığın konuyla alakası olmayabilir ama isim cuk oturuyor diye buraya eklendi.
Masumiyet Karinesi Nedir, Yenir mi?
Başka bir deyişle suçsuzluk ilkesi. Herkesin gözü önünde 7 kişiyi vursan bile mahkeme hükmüyle suç kesinleşmediği sürece masum sayılıyorken, tüm evrakların tamam olup pasaport polisi şüpheciliğiyle karşılaşmak insanın gerçekten sinirini bozuyor. Hadi elin don Kuzeylisini geçelim, misafirperverliği ulusal değer olarak algılayan biz Türkler, misafirlerimize –tabii vatandaşlarımıza da- daha kapıdayken kıllık yapmak zorunda mıyız?
Polisi Fırsata Çevirmek
Aslında bu durumu müthiş bir imaj atağına çevirmek elimizde. Hem de ajanslara ve medya kuruluşlarına beş kuruş para ödemeden! Hatırlarsınız, “The Best Job In The World” projesiyle Avustralyalılar sadece 1.2 milyon dolar harcayarak 165 milyon dolarlık medya görünürlüğü elde etmişlerdi. 2010 Türkiye tanıtım bütçesinin tam iki katı. Gerçek ve ilginç bir şey yarattılar, uluslararası haber kuruluşları bu haberi yaydılar.
Bizim büyük haberimiz neden pasaport kontrolü sivilleştirmek olmasın? Hem Batı ülkelerinde bile henüz olmayan ilerici bir uygulamayı hayata geçirmiş olacağız hem de misafirperver imajımızı güçlendireceğiz.
Nasıl Olacak?
• Havalimanlarındaki pasaport kontrol üniteleri katı ve gri görüntüsünden uzaklaştırılıp, kabin yerine “desk”lerde güler yüzlü ve insan psikolojisi konusunda eğitimli siviller görevlendirilmeli.
• Bu yeni tip görevliler teknik konularda da eğitimli olup, ancak ve ancak emniyeti ilgilendiren tatsız durumlarda geri plandaki emniyet mensuplarını çağıracaktır.
• Uygulama İstanbul ve Antalya gibi uluslararası önemi haiz havalimanlarında başlatılır.
• Uygulamanın başlamasından itibaren basın bültenleri ve corps diplomatique vasıtasıyla uluslararası haber ağları ve yabancı basın bilgilendirilir.
Sivil pasaport kontrol uygulaması, nitelikli haber değeri ile dünya basınında yer bulacak ve Türkiye’yi ziyaret eden yabancılar ülkelerine döndüklerinde bu deneyimi çevreleri ile paylaşarak ülkemizin “misafirperver” imajına gönüllü olarak katkıda bulunacaklardır.
Yazar Hakkında: Hakan Göçmen
İletişim Stratejisti. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Bugüne kadar Hyundai, Migros, THY, Visa, Tefal, Rowenta, Citi Group, HP, Microsoft gibi birçok global ve yerel markanın Türkiye içi iletişim stratejilerini şekillendirdi. Kafasında kırk tilki dolaşır, lüzumsuz işlere bayılır