Ana sayfa Destinasyonlar Turizm Katillerinin Yeni Hedefi: Fethiye Ölüdeniz

Turizm Katillerinin Yeni Hedefi: Fethiye Ölüdeniz

873
0

Fethiye Ölüdeniz 2

Asıl Şimdi Fethiye Ölüdeniz

Yaz bitti…Evet, acı ama gerçek. O güzelim mis gibi sıcak hava, masmavi gökyüzü ve pırıl pırıl deniz yerini soğuk ve kasvetli havalara bırakacak. Benim gibi yazı sevenlerdeniz dediklerime harfiyen katılacaksınız. Peki hala tatile çıkmayanlar için şans yok mu? Var, üstelik cennet Türkiye’nin Akdeniz sahilleri hala yazı doyasıya yaşıyor, yaşatıyor.
Yaklaşık bir yıl boyunca nereye tatile gitsem diye didindim durdum ve sonunda rüya ötesi Mauritius’a gidemeyeceğimi anladım. Bugüne kadar hep Bodrum ve Marmaris ya da Çeşme biz Türklerin hep ilk aklına gelen yerler oldu ama Ölüdeniz’e gitme fikrine hiç kapılmamıştım. O zaman bu yaz Fethiye’nin incisi diye adlandırdıkları Ölüdeniz’e gidelim ve dillere destan denizi ve sımsıcak kumları yerinde görelim.

Fethiye Ölüdeniz 8

İstanbul’dan Fethiye’ye Seyahat

İstanbul’dan otomobille dinlene dinlene yaklaşık 8-9 saatte (sürücüden sürücüye, araçtan araca göre değişkenlik gösterebilir) varabiliyorsunuz. Yollar muazzam ve tertemiz. Yol boyunca can sıkıcı hiçbir aksilikle karşılaşmadan ve yorulmadan Fethiye merkezine giriş yapıyorsunuz. Yaklaşık 11 km sonra Hisarönü’ne veya isterseniz 10 km daha giderek Ölüdeniz’e ulaşabilirsiniz. Genel anlamda temiz ama üst düzey pek tesis yok. Burası gerçekten çok ilginç bir yer. Öyle hızlı bir gece hayatı da yok hatta daha çok orta yaş üstü insanların rahat edebileceği tatil yörelerinden birisi. İlk izlenimim bu. Daha doğrusu daha gitmeden bu tip bir yerle karşılaşacağımı zaten biliyordum ama o eşsiz deniz için her türlü eğlenceden uzak kalmaya baştan kabullenmiştim. Evet yanlış duymadınız, geceleri sabahlara kadar eğleneyim, o bar senin bu club benim diye gezecekseniz yanlış destinasyondasınız. Burası gündüzleri denizin tadını çıkarabileceğiniz, geceleri de eşinizle veya arkadaşlarınızla yemek yiyip, birer kadeh bir şeyler içtikten sonra mışıl mışıl uyuyabileceğiniz sakin bir yer. Zaten tatilin asıl amacı da bu değil mi? Hayır benim için değil.

Fethiye Ölüdeniz 3

Oteller genellikle 2-3 yıldız arası. Biraz daha paraya kıyarsanız beş yıldızlı örnekler de var ama uçuk fiyatları yüzünden insanı Miami’de tatil yaptırmaya zorluyor. Hazır konu paradan açılmışken baştan söylemek gerekir, Ölüdeniz acayip pahalı bir yer. Aracınızdan iner inmez sizi otoparkçılar ve bir bardak su içmek istediğinizde yüksek fiyatlı kafeler karşılıyor. Çok garip ama tatilde para harcamak zorunda olduğunuz ilk dakikalardan anlaşılmaya başlıyor. Hadi artık şu denize girelim derseniz elinizi cebinize sokma zamanı geldi. Halkın faydalanacağı bir plaj var. Belceğiz Plajı muazzam ama dalga çok ya da ben çok şanssızdım. Bu plajı arkanıza alıp sağa doğru yürüdüğünüzde sizi yeşil ve mavinin müthiş uyumu olan Milli Park veya diğer adıyla Blue Lagoon karşılıyor. İçeri giriş 2014 yılı itibarıyla kişi başı 6 TL. Öğrenciyseniz fiyat düşecek ama 4-5 kişilik bir aileyseniz 30 TL gibi bir rakamı ödemelisiniz. Sıcak kumlar veya taşlar beni bozmaz, uzanırım mis gibi ya da kafama güneş geçsin, şemsiye de gereksiz derseniz ohh ne ala. Ama tam tersi için 21 TL şezlong ve şemsiye parasını siz daha havlunuzu sermeden tahsil ediyorlar. Çok güzel değil mi! Eğer aracınızla gelecekseniz 25 TL otopark giriş ücreti de var. Allahtan sizden başka para istemiyorlar yani kişi başı 6 TL’den yırtıyorsunuz!

Fethiye Blue Lagoon
Fethiye Blue Lagoon

Akşama kadar yüzün ve o güzel dalgasız denizin tadını çıkarın. Su çok tuzlu ve sıcak. Dedim ya ben sıcağı severim. No problem. Fakat duşları kullanmak için biraz yürümeniz gerekiyor. Olsun güneşlenmeye devam edersiniz fena mı? Sabahtan akşama kadar yüzerseniz hem acıkacak hem de deli gibi susayacaksınız. Marketten aldığınız sularınız yanınızda akülü buzdolabı yoksa ateş gibi olacak. Onu en fazla duş için kullanırsınız. Hadi bir şeyler yiyelim. Bir gözleme 10 TL, bir de soğuk buz gibi kola 5 TL. Doymadınız değil mi? Olsun kredi kartı da geçiyor ama 3-5 liralık alışverişinize yüz çevirip satış yapmıyorlar. İki kola daha alırsanız tıpış tıpış o kart pos makinesiyle aşk yaşamaya başlıyor. Olsun zorla içersiniz. Kısa günün karı: Karı kocanın denize girmesi günlük her şey dahil neredeyse 80 TL. 7 gün boyunca bunu gerçekleştireceksiniz 560 TL plaj masrafınız var. İnanmazsanız deneyin!

Fethiye Ölüdeniz 6
Sadece Milli Park değil Kabak Koyu’nu da görmelisiniz. Eğer son model bir aracınız yoksa o delik deşik dağı tırmanıp ve aynı orandaki toz toprak içerisindeki patikalardan geçmeniz için hiçbir neden yok. Manzara muazzam ve sessizlik sizi resmen bulutların üzerine çıkarıyor. Yaklaşık 15 km sonra Kabak Koyu’ndasınız. Aslında öyle değil. Plaja inmek için aracınızı park etmeniz ve sizi hazır bekleyen minibüsleri kullanmanız gerekiyor. Neden? Çünkü dimdik yokuşlardan, yamaçlardan ve kayalarla süslü toprak yollardan özel aracınızla inmek istemezsiniz. Üzülemeyin, kişi başı 5 TL karşılığında sizi 10 dk’lık yolculuğa götürecek yetenekli şöförler ve ilginç arazi kabiliyeti olan minibüsler hareket etmeye hazır. Kabak Koyu adı gibi kabak. Ne yalan söyleyeyim, ben sevmedim. Dalgalı deniz bana göre değil, ayrıca bildiğiniz plajdan uzak daha çok gençlik kampı gibi. Hasır tenteler, yere serilmiş rengarenk havlular ve garip garip insanların bakışlarıyla dolu bir ortam. Ağaçların arasındaki bungalovların ne işe yaradığını çok geçmeden anlıyorsunuz. Burası resmen bir kamp ve öyle çok fazla teknolojik gelişmeler yok. Az ve öz. Sadece huzur! Ben en fazla 1 saat dayanabildim ve plajın hemen girişindeki küçük havuzdan faydalanmaya karar verdim. Daha elit ve daha medeni duruyor en azından. Eğer ki yanınızda kitabınız yoksa sıkılmamanız elde değil.

Fethiye yamaç paraşütü

Buralarda yapılacak başka ne olabilir. Tabi ki yamaç paraşütü ve parasailing. Başınızı kaldırın ve gökyüzünde süzülen onlarca paraşütleri seyre dalın. Görüntü çok güzel hem de çok. Benim gibi uçuş hastası biri için bulunmaz bir fırsat. Peki ne kadar? Bir kişi 200 TL. Bir saat boyunca Ölüdeniz’i havadan seyredebilir, değişik bir deneyim yaşayabilirsiniz. Bu unutulmaz anları kameraya kaydedebilirim veya go-pro’mu kullanırım derseniz, işiniz yaş. Pilot kendi kamerasını kuruyor ve o foto veya video görüntülerini ekstra 130 TL satıyor. Karı koca 660 TL vermek isteyenler buyurun buradan yakın.

Fethiye Ölüdeniz 4

Ölüdeniz’in her yeri paranızı konuşturuyor. Biraz daha değişiklik olsun isterseniz tekne turlarına çıkabilirsiniz. Marmaris ve Bodrum’da çok kez bu zevki yaşadım ve burada da muhakkak tekneyle masmavi denizin tadını çıkarmalıyım. Marmaris’te 35 TL olan tekne turu burada kişi başı 45-50 TL. Çok daha egzantrik bir tekne daha var ki o da üzerine köpük sıkarak ve Ankara’nın Bağları’nın remix versiyonunu dinleterek 65 TL’inizi istiyor. Yemek içinde korkmayın. Ama içecekler sizden. O kadar olsun değil mi!

Fethiye Ölüdeniz 9
Tekne yolculuğu güzel başlıyor, sağ ve solunuzda ne varsa izlemek ve rüyalara dalmak istiyorsunuz. Güneş ve denizin verdiği huzur hiçbir şeyde yok. Fakat siz de en az İngiliz turistler gibi buraların yabancısı olabilirsiniz. Teknelerden teknelere fark edebilir ama benim bindiğim teknenin kaptanı etrafta olup biteni anlatmak yerine 6 TL ekstra ödeyerek patates kızartması alabileceğimizden dem vurdu durdu. Kızmayın canım patatesin de bir tarihi var.

Fethiye Ölüdeniz 5

O kadar güzel bir denizimiz var ki bol bol fotoğraf çekmek istiyorsunuz. Fakat akıllı telefon dedikleri aptal cihazların pil ömürleri çok fazla değil. Benim gibi elinizden eksik olmuyorsa kesinlikle bir jeneratör taşımanız lazım. Yoksa teknede şarj etmek isterseniz “elektrikler telefonu bozuyo abi, ama sağlam olsun dersen aşağıda 5 liraya şarj kablosu satıyoruz” paparası yemek zorunda kalırsınız. İlginç bir yer, bir an önce 14 milyonluk İstanbul’a dönmek için dua ettiğimi hatırlar oldum.
Kısacası Ölüdeniz adından da anlaşılacağı gibi ölü. Dahası yurdum turizm katilleri tarafından öldürülmüş. Çok yazık, üstelik Türk olduğunuz için itibar görmüyorsunuz. İngilizin sterlini Türkün çenesini yorar! Peki bundan sonra ne yapacağım? Sanırım tatil için Türkiye’den uzak duracağım. En azından yarı parasına Yunan adalarına gidebilirsiniz. Aynı parayı ödeyerek (tamam biraz daha sıkın şu taşın suyunu) Tayland, Koh Samui’de bambaşka bir deneyimi de yaşayabilirsiniz. Üstelik insanlar size gülümsüyor. Haa bir de şarj için 50 Baht isteyen uyanık yok!

Yazar Hakkında: Saner Müftüoğlu

Saner Müftüoğlu

1981 yılında İstanbul, Kadıköy’de dünyaya geldi. Eğitim yıllarımı başarılı bir şekilde tamamladıktan hemen sonra Kuzey Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni tamamladı. Eğitim yılları boyunca çeşitli projelere imza atarak bir çoğunda başarılı olarak kendini sinema, müzik, gezi ve gazeteciliğe ve aynı zamanda çoğunlukla otomobillere adadı. 10 yıllık otomobil gazeteciliğinden sonra halkla ilişkilere geçiş yaptı ama otomobilleri ve dünyayı gezmeyi asla unutmadı. Aynı zamanda çok sıkı bir uçuş bağımlısı olarak hayatını sürdürüyor.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here